Tema Editörü

Yasak Greyfurt

'holosko artı bir miktar parası' akjdkasjdsad
'kero holiye sarılıp ağlıyor çaresizce yardım bekliyordu' nan valizi topla tapu mapu varmış holiyi kaçırmazlar ama bunlar sıkıntı kajdskasd @pumpkin
 
Konu Sahibi
'holosko artı bir miktar parası' akjdkasjdsad
'kero holiye sarılıp ağlıyor çaresizce yardım bekliyordu' nan valizi topla tapu mapu varmış holiyi kaçırmazlar ama bunlar sıkıntı kajdskasd @pumpkin
kim napsın holosko + bir miktar parayı, yıllardır kimse dönüp bakmadı bu teklife dhghkjhv
 
Konu Sahibi
arkadaşlar çok sormuşsunuz, dayanamadım yeni bölümü ekledim :honk:

8. bölüm

Kero günlerdir sessizliğini koruyordu. Alcatraz olaylar karşısında kendini suçlayan keroya anlam veremiyordu. Yani seven adam valizi mi çıkarırdı taa o tapınağa. Tamam keronun da fantastik fantezileri vardı, tapınaklara gitmek de neydi örf ve adetlerimizin neresinde vardı bu… ama yine de diyemiyordu kardeşine. Yine sessiz sakin kahvaltı ederken ‘bugün de gidecek misin hastaneye’ diye sordu. ‘başka gidecek yerim mi var’ diye cevapladı kero. ‘8 gün oldu kero o adam daha da çıkamaz komadan ne diye gidiyorsan bırak kendine işkence etmeyi’ deyince kero hüngür hüngür ağlamaya başladı… alcatraz bi yandan kızarken bi yandan da kardeşini teselli ediyordu…

Chen tüm hayatı boyunca yaşadığı kadar aksiyon macerayı son bir hafta on güne sığdırmıştı resmen. Holynin durumu tekrar yalıda ipleri eline almasını sağladı. Çenin en büyük avantajı henüz üvey kızlarının boşanmadan haberinin olmamasıydı. Nakti yoktu çenin ama en azından tekrar ışıltılı hayatına dönmüştü. Holy uyanırsa onu mahvederdi, tabi uyanabilirse……… bu yüzden vakit kaybetmeden tüm olası sonuçlar için ayrı ayrı planlar yapmaya başladı. En kötü ihtimal ile holy uyanır çeni kovardı. O da bir haftalık eski hayatını yaşamış olurdu. En kötü ihtimal bile onu korkutmuyordu artık. O yüzden asıl gerçekleşmesini istediği ihtimal için kollarını sıvamıştı. Avukata verecek parası yoktu. Bu yüzden gidip bi arzuhalci buldu. Ona eski kocasının ölmesi durumunda nasıl bir yol izlemesi gerektiğini sordu. Adam pek bilmiyor gibiydi ama benden daha aşinadır herhalde deyip adamdan aldığı cevaplarla tatmin olmuş bir şekilde yalısına geri döndü. Havuz başında güneşlenirken oggy geldi. ‘babama gidelim mi anne’ diye sordu. Oggye sıkı sıkı sarılan çen ‘tabiki de oğlum sen nereye istersen gidelim’ deyip alnına bir öpücük kondurdu.

Kero hastaneye çoktan gelmişti. Her gün geliyordu zaten. Holyle kendi kendine konuşup onu ne kadar sevdiğini anlatıyordu hep. arada mescide gidip dua da ediyordu. Ama en çok mahmutla zaman geçiriyorlardı. Mahmut da her gün geliyordu hastaneye. Mahmutla çok yakınlaşmışlardı. Muhabbetini sevmişti. Keşke daha başka koşullarda arkadaş olsaydık daha çok güler eğlenirdik diye düşünüyordu kero. mahmut çok iyi çok efendi, zeki ve esprili biriydi. Ve tabiki de çok yakışıklıydı. Yine o gün sohbet ederken birden mahmut ‘sen holyi gerçekten evlenecek kadar seviyor musun’ diye sordu. Kero şaşırmıştı. Bu nasıl bir soruydu. Sevmenin dereceleri mi vardı. Seven insan direkt evlenemiyor muydu. ‘evet’ dedi. ‘peki o seni seviyor mu’ dedi mahmut. ‘evet, yoksa neden evlensin ki benle’ dedi. ‘bilmem, holy 8 defa evlendi. Ben bi insanın 8 kere aşık olup sevebileceğine hele ki kısa periyotlarla inanmıyorum’ dedi ve ‘sahi siz ne kadar oldu tanışalı’ diye ekledi. Kero duyduğu acı gerçeklerle sarsıldı. ‘bi-bilmem birkaç ay oldu galiba’ diyebildi. Kero zaman kavramını yitirmişti ama daha 1 ay bile olmadığından emindi. Morali çok bozuldu yüzü düştü. O sırada yanlarına çen gelmişti.
Keroyu küçümseyerek ‘oo bakıyorum da eski kocam ölürse diye yedeğini işlemeye başlamışsın’ dedi gözlerini belerterek. Kero sinirlendi. Tam ağzını açacakken mahmut ayağa kalktı ve çene bağırıp onu oradan kovdu. Sonra keroya sarılarak ‘sen bakma ona, geldiği yere dönmek ona ağır geldi neye saldıracağını şaşırdı’ dedi. Kero da mahmuta sarılmıştı ve o an hep ona sarılmak istedi…………….

Pluviofil çok mutluydu. Sürekli etrafına gülücükler saçıyordu. Ne arkadaşları ne de iş arkadaşları bu duruma alışık değildi. Oysa o kendinde hiçbir değişiklik yokmuş gibi normal hali hep buymuş gibi davranarak insanların dikkatini daha çok çekiyordu. Dün gece alcatrazla buluşmuşlardı. Alcatraza sürpriz yapıp onu dağ evine götürmüştü. Alcatraz ormanın ortasındaki bu eve bayılmış sanki sonsuza kadar orada yaşamak ister gibi bir havaya bürünmüştü. Pluviofil de alcatraza ‘birlikte burada yaşayalım mı’ diye sordu. ‘bu koca evde tek başımıza napıcaz’ dedi alcatraz. Gülümseyip onu takip etmesini söyledi. Arka bahçenin kapısını açtı ve 8-10 tane yavru köpek onları karşıladı. ‘bunları büyütürüz, yalnız olmuycaz ki’ dedi tekrar gülümseyerek pluviofil. Alcatraz o an pluviofile bir kez daha aşık oldu. Zaten her an ona aşık olmak için yeni bir şey fark ediyordu. Sahi bir insan bir insana kaç kere aşık olabilirdi. Alcatraz bilmiyordu ama rekora koştuğunu düşünüyordu. ‘pluviofil’ dedi ‘ben seni seviyorum, çok seviyorum. Öyle deli gibi değil gayet aklı başında olarak seviyorum’ dedi ve pluviofili öptü……..

Alcatraz artık resmen aşık olduğunu kabul ediyordu. Yeryüzünde pluviofil dışında kimsenin varlığı veya yokluğu onu ilgilendirmiyordu. Bu da herhalde aşk olsa gerekti. Çünkü alcatraz daha önce hiç aşık olmamış, kardeşi dışında da kimseyi sevmemişti. Ama şimdi pluviofil vardı. Onun yanında kendini çok iyi hissediyor mutluluk neymiş şimdi idrak edebiliyordu. Hangi cefanın mükafatı acaba diye kendi kendine sorarken cevap olarak uzayıp giden o listede kaybolurken görüyordu kendini. Eğer yaşadığı en kötü olayın bile bu hale gelmesinde bir payı varsa yaşadığı tüm kötülükler için şükrediyordu binlerce kez, öyle bi aşktı ondaki….. yoksulluk ve sefalet içinde büyümüş kardeşine de bakmıştı, kimsesizdi hayatı boyunca. Kimseden yardım istememiş zaten el uzatan da olmamıştı. Hep çalışmış kazandığıyla kendi yağında kavrulmuştu. Bu düşüncelerinin arasında birden bir şey fark etti. Pluviofil çok zengindi. Hayatı boyunca çalışsa kazanmayı dahi telaffuz edemeyecek kadar zengin. Peki ya pluviofil için alcatraz bir hevesse ve onun fakirliğini sorun ederse ne olacaktı…. Alcatraz kara bir girdabın içine girmişti…….

9. günün şafağında kan ter içinde ürpererek uyandı kero. Rüyasında holy uyanıyor sonra da keroyu sevmediğini çene geri döneceğini söylüyordu. Tekrar uyumaya çalıştı bi müddet ama uyuyamadı. Sonra kalktı, hazırlandı ve evden çıkıp hastanenin yolunu tuttu. Holynin odasının önünde bir kalabalık vardı. Döngüsel ve küboo hıçkırarak ağlıyordu. Yanına mahmut geldi ve ona sarıldı, ‘üzgünüm holy’yi kaybettik’ dedi. Yer ayağının altından kayan kero oracıkta bayılıverdi………

Ertesi günü cenazede resmen tüm galaksi orada toplanmış gibi bir kalabalık vardı. Zaten holnin 8 eski eşi + kero ön safı doldurmuştu. Safları sık tutmanın önemini kavramıştı kero. Diğerleri ağlamıyordu ama kero ağlıyordu. Çen ‘evlenemedi ya kaçırdığı servete lüks hayata ağlıyor’ diye düşünüyordu. Bi an kendi kendine ‘ah çen birkaç gün daha boşanmadan dayanabilseydin ya, adamın zaten eceli gelmiş’ diye üzülüp moralini bozdu. Ama holynin keroya kalmamasına da içten içe seviniyordu. Zaten kadınlar böyleydi, rakibine göre oynardı. Aptal erkekler de onlar için falan makyaj yaptıklarını düşünürlerdi ama aslında amaç en güzel kadın olmaktı. Bu da onun gibi bir şeydi işte. Teselli ödülü gibi. Kero da ‘ne lanetli insanım, bu yaşıma geldim evlenemedim, tam evleniyorum tamam bu defa oldu dedim adam öldü iyi mi. Bu adam 8 kere evlenmiş kero resmen adamı lanetin öldürdü’ deyip içerlenip daha da hıçkırarak ağlıyordu… cenazenin ardından herkes yavaş yavaş dağılmıştı. Geriye bir tek kero kaldı. Öyle boşluğa boş boş bakıyordu. Sonra mahmut geldi yanına ‘holyi bu kadar sevdiğini bilmiyordum, çok ağladın’ dedi. ‘ben ona değil kaderime ağlıyorum’ dedi kero………..
 
Öyle deli gibi değil gayet aklı başında olarak seviyorum’ dedi :dyg:

"peki ya @Pluviofil için alcatraz bir hevesse ve onun fakirliğini sorun ederse ne olacaktı…. Alcatraz kara bir girdabın içine girmişti……. "
kaderim bu benim... tabii ki de öyle olacak :T:

arabeske döneni @Chen olarak beklerdim ama keronun müthiş twisti ile arabesk köşesine oturuşu... kraall senaristsin @pumpkin vesselam. yine şaşırtmayı başardın :D
 
Konu Sahibi
karaladık işte yaa bişiler :dyg:
şimdi farkettim ki holiyi 8. bölümde öldürmüşüm :honk:
var 8in bi hikmeti ama hadi hayırlısı :honk:
 
Geri
Üst