Tema Editörü

Uzaylılarla iletişim Kurabilecek miyiz?

Tabii, onlar da can.

Arkadaşlar ne yaptınız ya, nördünüz yani hiç girmiyorum pek, aslında sizi de özledim. Zaten normalde 4 kişi var 2 kişi 1 kişi, digeri benim, beni adamdan saymazsan öbürü de bot desek toplamda 1 kişi var.

Yine de girmeye alıştığım yerlere sapık gibi illa ki girmek isterim. Artık nasıl anlarsanız siz anlayın.

Ya uzaylılarla iletişim kurulmaz mı? Dün maçın da sevinciyle bir uzaylı arkadaşıma pazartesi faka faka fakacağız, hınç doluyuz ve gece kıvanç dolacağız dedim, abi bende Cimbomluyum zaten dedi.

Uzaylı filan ama dünyadaki son kalan 7 milyon *fbliden zekiler amk.
 
@Era Işık hızı maddenin kütlesinden feragat etmeden ulaşabileceği bir değer değil, bu konuda hem fikiriz. Fakat biz bu aşamaya geçemiyoruz diye evren boyutunda bir alan da, var olması muhtemel akıllı türlerin de bu engeli aşamayacaklarını düşünmek ne kadar mantıklı. Işık hızının formule edilmesinin üzerinden bile bir asır geçmemişken, fotonun neden hem madde hem enerji halinde davranıp, ışık hızına ulaşabileceği enerjiyi nerede, nasıl sağladığı tam olarak keşfedilememişken, 14 milyar yıllık bir zaman çizelgesinde, evrenin bir yerlerinde(ya da yanı başımızda) bizlerin on bin yıllık evrimsel, kültürel ve bilimsel kazanımlarımızdan çok çok ötede varlıkların olabilmesi neden bu kadar zor bir ihtimaldir ki.

Yerçekim dalgalarının muhtemeldir ışık hızından daha hızlı hareket ediyor oluşu bile ışık hızının üstünde hız limitlerinin olabileceğini gösterir. Galaksiler birbirinden ışık hızından daha hızlı uzaklaşmakta olduğu gerçeği ortada iken sanki her akıllı yaşam formunun sadece ışık hızıyla hareket etme zorunluluğunu düşünmek mantıksızdır. Teori de warp motorunun çalışması için gerekenler sağlanırsa ışık hızını aşma potansiyeli dahi düşünülüyor.Ayrıca solucan delikleri ya da ışınlanma(ya da henüz haberdar olmadığımız daha farklı durumlar) kağıt üzerinde makul görünüyorken A noktasından B noktasına illa tüm yolu katetmek zorundalarmış gibi de düşünmek manasız.

Fiziğin dışında tarih boyunca anlatılan korku/yaradılış hikayeleri, mitler, destanlar, dini inançlar,yıkım ve felaket öyküleri, insani gelişmişliği aşan kozmik bilginin varlığı gibi sayamayacağım daha birçok konu onlardan izler barındırıyor iken tüm evrenin sadece bizim gibi üst gelişmiş canlılar var etmesi fazlaca israf olmaz mıydı. Her gün dünya benzeri gezegenlerin keşfedildiği şu zaman da o gezegenlerin birinde evren neden bir türü bizlerden milyar yıl öncesinden geliştirmiş olmasın.

Bugün dünyanın herhangi bir yerinde kendilerini gösterseler elbette iletişimsel anlamda zorluklar yaşanır dı. Belki de dünyanın her yerinde ansızın ortaya çıkan on binlerce ekin çemberi aracılığıyla bir kod harf ya da iletişimsel bir mesaj iletiyorlar. Biz bunları "uzaylı gören masum köylü" şakalarıyla itibarsızlaştırarak en başından kendimizi iletişime kapatmışta olmuyor muyuz?

Ben bu konuda sana katılmıyorum. Foton bir madde değildir madde olmayan bir şeyi madde ile kıyaslamak akıl dışı olur, hayalperestlik olur. Zaten hali hazırda ışık hızından daha hızlı bir şey var o da evrenin genişlemesi. Mesafe uzadıkça evrenin genişleme hızıda ışık hızını geçiyor. Ayrıca başlangıcı olan her şeyin bir sonu olur. Bir toplum ya kendi kendinin felaketi olur yada bulunduğu gezegenin ömrü yetmez. Hayal etmek, inanmak iyi bir şeydir fakat bazı şeyler imkansızdır. Ben insanoğlunun yada başka bir akıllı yaşamın ışık hızından daha hızlı hareket edeceğini sanmıyorum. Bu yüzden bir solucan deliği fikri bana daha mantıklı geliyor.
 
@Era Aynı yerde duruyor fakat farklı yönlere bakıyoruz. Anor'un ışığı kutsasın seni 😆
Valla farklı yöne bakan sensin kankişkom 🤣 Ben özellikle uzay yolculuğu konusunda bir solucan deliği olmadığı sürece hiçbir uygarlığın o seviyeye ulaşacağını düşünmüyorum. 7 yaşımdan beri uzay ile ilgilenirim çok fazla makale okudum. Xiao,Stafano,Jean Michel, Rene Heller, Ben Frando… daha fazla makalede okudum bunlar aklıma gelenler. İzlediğim videolar cabası. Genel olarak ortak kanı neden imkansız olduğu ile alakalı.
 
Bir zamanlar Atlas okyanusunu geçmek, dünyanın etrafını dolaşmak, uçmak, uzaya çıkmak, organ nakli yapmak, atomu parçalamak vs gibi şeyler aydınlar tarafından imkansız kabul ediliyordu. Bilimsel düşünce de kesinlik bildiren yargılar bilimin önünde engel oluşturur. Bu nedenle hiçbir şey de kesinlik yoktur ilkesine sadık kalmak bizi ileri götürür. Günümüz biliminin ışık hızını geçilemez sabit olarak görüyor olması evrensel kurallar dahilinde böyle olma zorunluluğunu doğurmaz. Bizler bilimle var olanın sınırlarını çizmiyor, o sınırları keşfediyoruz.

Bu bağlamda bu konu yazdığım ilk mesajımda ki düşüncemde belirttiğim olasılık ile maksadımın bir kısmı ışık hızı konusunu saf dışı bırakmaktı. Kaldı ki ufo-uap-uso olarak adlandırılan çoğu nesne zaten bildiğimiz fizik kurallarını hiçe sayacak birçok farklı şekilde davranışlar sergiliyor. Yakın zamanda resmi makamlarca doğrulanan 2004 yılında USS Nimitz uçak gemisinin radar kayıtlarına yakalanan tic-tac isimli nesnenin havada 24km den deniz seviyesine 5bin g kuvvetinden fazla bir ivmeyle inmesi şuan bilinen hiçbir bilimsel kural dahilinde açıklanamaz iken bu nesne bu gerçekliği bize göre imkansız görünse de yaratabiliyor.

Bizler teknolojide emeklemeye geçmedik bile.Sanayi devriminden bu yana son yüz senede ciddi atılım içindeyiz(bu da kendi geçmişimize kıyasla ciddi sayılır). Bizim için imkansız olarak tanımlanan sabitleri evrenin ya da başka varlıkların umursadığına asla emin olamayız.
 
Geri
Üst