burada mümkün mertebe politik konulara girmek istemiyorum, nitekim başka sosyal mecralarda da, daraldım. çünki hep bir polemik sidik yarışından öteye gitmiyor artık. bu konuya da politik bir refleksle açmıyorum ama dostdogru bir politik içerik yani. içimden geçen sesler bir başkasına da ulaşabilir belki diye...
dogrularıyla yanlışlarıyla ülke de bir süreç yaşanıyor. eleştirenlerin yanında destekleyenlerin olduğu kadar kendi gerekçelerini öne sürerek karşı çıkanlarda var. bu ortamda olduğu gibi toplumun her alanında herkes tepkisini ya da desteğini dile getiriyor. yaklaşık iki yıldır silahların bırakılması ve kimsenin ölmemesi bence herkesce bir memnuniyet hali yaratmıştır. bunu daimi olarak sürmesi gerekliliği üzerinede bana kalırsa bu sürecin yegane birleştirici olgularından biri ortak yas kurmaktır.
bu durumu aflaşma olarak tanımlıyalım. affetmek, unutmak, suçları ve tarihsel sorumlulukları eşitlemek ya da hakikatin üzerini örtmek gibi birşey olmadığını anlamak gerek. evladını ve yakınını kaybedenlerin ülkenin her yerinde ortak yashanelerde bir araya gelerek acıyı, ölümü ve kaybı kolektifleştirmesi lazım. insan bu temaslarda yalnızca karşısındakinin ölüsüne tanıklık etmez; kendi acısı, öfkesi, inkarı, suskunluğu ve tarihsel sorumluluğuyla da karşılaşır.
kuşkusuz bu karşılaşma önce derin bir çelişki ve depresyon doğurabilir...fakat yasın pazarlık aşamasından kabule geçmesini ve büyük toplumsal kabulün oluşmasını da mümkün kılar. aflaşma, hukuki hesaplaşmanın yerine geçirilmiş bir bağışlama değil; hakikat, yüzleşme, öz eleştiri ve ortak yas aracılığıyla toplumsal kabulün inşa edilmesidir. bu nedenle yashaneler yalnızca acının paylaşıldığı yerler değil, toplumsal, ulusal, siyasal ve hukuki kabullerin toplumun içinden doğacağı kurucu temas mekanlarıdır.
barışın gerçek kurucu mekanları, parlamentolardan ve devlet masalarından önce bu ortak yashaneler olabilir...
dogrularıyla yanlışlarıyla ülke de bir süreç yaşanıyor. eleştirenlerin yanında destekleyenlerin olduğu kadar kendi gerekçelerini öne sürerek karşı çıkanlarda var. bu ortamda olduğu gibi toplumun her alanında herkes tepkisini ya da desteğini dile getiriyor. yaklaşık iki yıldır silahların bırakılması ve kimsenin ölmemesi bence herkesce bir memnuniyet hali yaratmıştır. bunu daimi olarak sürmesi gerekliliği üzerinede bana kalırsa bu sürecin yegane birleştirici olgularından biri ortak yas kurmaktır.
bu durumu aflaşma olarak tanımlıyalım. affetmek, unutmak, suçları ve tarihsel sorumlulukları eşitlemek ya da hakikatin üzerini örtmek gibi birşey olmadığını anlamak gerek. evladını ve yakınını kaybedenlerin ülkenin her yerinde ortak yashanelerde bir araya gelerek acıyı, ölümü ve kaybı kolektifleştirmesi lazım. insan bu temaslarda yalnızca karşısındakinin ölüsüne tanıklık etmez; kendi acısı, öfkesi, inkarı, suskunluğu ve tarihsel sorumluluğuyla da karşılaşır.
kuşkusuz bu karşılaşma önce derin bir çelişki ve depresyon doğurabilir...fakat yasın pazarlık aşamasından kabule geçmesini ve büyük toplumsal kabulün oluşmasını da mümkün kılar. aflaşma, hukuki hesaplaşmanın yerine geçirilmiş bir bağışlama değil; hakikat, yüzleşme, öz eleştiri ve ortak yas aracılığıyla toplumsal kabulün inşa edilmesidir. bu nedenle yashaneler yalnızca acının paylaşıldığı yerler değil, toplumsal, ulusal, siyasal ve hukuki kabullerin toplumun içinden doğacağı kurucu temas mekanlarıdır.
barışın gerçek kurucu mekanları, parlamentolardan ve devlet masalarından önce bu ortak yashaneler olabilir...