bir bağımlılık hali. ilk başta büyük bir sunum, etik anlatı, idealizasyon ile bizim gibi ve aradığımız bir persona sunuyorlar. sonnrasında aşk bombardımanı ile kendimize aha hayatımın kadınını/erkeğini buldum oluyorsun... daha sonra yavaş yavaş sıcak-soğuk ile dengeni bozuyorlar.
bu süreçte sen empat olduğundan hemen onu anlamaya, onu desteklemeye, ilişkisini kurtarmaya çalışarak bal tuzağına düşünüyorsun. aslında onun partneri değil rakibisin. sen üzülüp, ağlayıp, anlamak için soru sordukca o odak, gündem oluyor.
senin değersizleşmen onun gözünde onun değerli olmasına ve rakibini yenmesi anlamına geliyor. zaman ile ilişkide hakettiğin ve alamadığın şey için daha fazla emek, duygu, gözyaşı ve zaman vermeye başlıyorsun... artık sen de bağımlılık başlıyor. tüm zihnini işgal ediyor. hatta onu seni teslim almaya çalışan bir işgalci fatih olduğunu bile bile taktiklerine yenik düşüyorsun. aslında sen onun için beslenebilecek bir besin, yenilgiye uğratması gereken bir rakipten başka hiç bir şey değilsin. o ilk tanıdığın nazik, entelektüel, dünya ile derdi olan kadın/erkek'in bir canavar bir ucube olduğunu görmeye başlıyorsun. kaçmaya başladığında ise önce red inkar sonra öfke ve son vuruş da ise ajitasyon. tabi artık yememeye başlıyorsun. muhtemelen ilk kez sende deneyimlemiyor. onunla ilişki bitince yavaş yavaş onun kurnazlıklarını, o güne kadar anlamadığın bazı başka manipülasyonlarini görmeye başlıyorsun...
yine de düşme... ortacağ cüzzamlısı gibi gezme deneyimdir de ve ders çıkar. kendini onar ve devam et yoluna...