- Katılım
- 17 Tem 2023
- Mesajlar
- 19,236
- Çözümler
- 1
- Tepki puanı
- 5,703
- Puanları
- 113
- Konum
- ab inferno
- Cinsiyet
- Kadın
Eskilerde kalmış bir ilginç meslek;
"Mancacılık"
Osmanlı'da yaygın olan bu mesleğin mensupları mancacı olarak nitelendirilirdi.
Osmanlı ticaret hayatının farklı bir rengi olan mancacılar sadece sokak hayvanlarını beslemek için yiyecek satan birer seyyar satıcıdır.
Sokak hayvanlarını beslemeyi arzu eden kişiler ya mancacıdan sakatat olan ciğeri, yüreği, dalağı satın alarak sokak hayvanlarını beslemiş ya da mancacıya bunların parasını vererek gıyabında sokak hayvanlarını beslettirmişlerdir.
16. yüzyıl seyyahlarından Stephan Gerlach mancacılara dair şu bilgileri vermiştir: “Bazı adamlar kentin sokaklarında dolaşarak demir bir şişe geçirdikleri kızarmış et parçaları satarlar ve bunların peşinden bir sürü kedi, köpek gelir. Kent halkı da bu etlerden satın alıp hayvanları beslerler.
Bazı kimseler de bir akçe veya birkaç mangır karşılığında et ya da iç organları satın alırlar ve damlarında gezen kediler ve sokak köpeklerinin önüne atarlar… Bunları hep ‘Allah rızası için’ yaparlar. Bu davranışın bir ibadet yerine geçtiğine ve sevap sayıldığına inanırlar.”
16.yüzyıl sonlarında İstanbul'a gelen Baron Wenceslaw Wratislaw ise mancacılar hakkındaki anılarını şu şekilde aktarmıştır:
"Türklerin, İstanbul’un bazı bölgelerinde ve belirli saatlerinde çoğunlukla görülen kedi ve köpeklere ekmek, et ve benzeri yiyecekler verme âdeti büyük sevap kazanma isteklerinden ileri gelmektedir.
Kentin bahçe duvarları üstünde adeta sürüler halinde toplanan kedilerin sabahları erkenden kahvaltı ettikleri ve akşamları tekrar toplanarak kısmetlerini bekledikleri görülür. Bu manzarayı görmek için ve miyavlamalarını dinlemek için o duvarlara gülerek gittik.
Birçok defa, Türk hanımlarının, dualar mırıldayarak, şiş etlerini genç sokak satıcılardan veya yakında bulunan imaretten alıp duvarda oturan kedilere uzun sopalarla verdiklerini çok kez gördük.
Ayrıca kent sokaklarında şişlere takılı çiğ et parçalarının da satıldığı ve bunların bazıları tarafından satın alınarak kümeler halinde uçuşan çaylaklara atıldığı da görülür.
Çaylaklar da bu etlerini pençeleriyle yakalarlar. Eğlence olsun diye biz de bu etten alıp çaylaklara attık.”



"Mancacılık"
Osmanlı'da yaygın olan bu mesleğin mensupları mancacı olarak nitelendirilirdi.
Osmanlı ticaret hayatının farklı bir rengi olan mancacılar sadece sokak hayvanlarını beslemek için yiyecek satan birer seyyar satıcıdır.
Sokak hayvanlarını beslemeyi arzu eden kişiler ya mancacıdan sakatat olan ciğeri, yüreği, dalağı satın alarak sokak hayvanlarını beslemiş ya da mancacıya bunların parasını vererek gıyabında sokak hayvanlarını beslettirmişlerdir.
16. yüzyıl seyyahlarından Stephan Gerlach mancacılara dair şu bilgileri vermiştir: “Bazı adamlar kentin sokaklarında dolaşarak demir bir şişe geçirdikleri kızarmış et parçaları satarlar ve bunların peşinden bir sürü kedi, köpek gelir. Kent halkı da bu etlerden satın alıp hayvanları beslerler.
Bazı kimseler de bir akçe veya birkaç mangır karşılığında et ya da iç organları satın alırlar ve damlarında gezen kediler ve sokak köpeklerinin önüne atarlar… Bunları hep ‘Allah rızası için’ yaparlar. Bu davranışın bir ibadet yerine geçtiğine ve sevap sayıldığına inanırlar.”
16.yüzyıl sonlarında İstanbul'a gelen Baron Wenceslaw Wratislaw ise mancacılar hakkındaki anılarını şu şekilde aktarmıştır:
"Türklerin, İstanbul’un bazı bölgelerinde ve belirli saatlerinde çoğunlukla görülen kedi ve köpeklere ekmek, et ve benzeri yiyecekler verme âdeti büyük sevap kazanma isteklerinden ileri gelmektedir.
Kentin bahçe duvarları üstünde adeta sürüler halinde toplanan kedilerin sabahları erkenden kahvaltı ettikleri ve akşamları tekrar toplanarak kısmetlerini bekledikleri görülür. Bu manzarayı görmek için ve miyavlamalarını dinlemek için o duvarlara gülerek gittik.
Birçok defa, Türk hanımlarının, dualar mırıldayarak, şiş etlerini genç sokak satıcılardan veya yakında bulunan imaretten alıp duvarda oturan kedilere uzun sopalarla verdiklerini çok kez gördük.
Ayrıca kent sokaklarında şişlere takılı çiğ et parçalarının da satıldığı ve bunların bazıları tarafından satın alınarak kümeler halinde uçuşan çaylaklara atıldığı da görülür.
Çaylaklar da bu etlerini pençeleriyle yakalarlar. Eğlence olsun diye biz de bu etten alıp çaylaklara attık.”


