Lastenia Abarta: Adalet mi, İntikam mı?

Cherry

Geceye aşık bir kadını güneşin yapamazsın.
Elmas Üye
Katılım
17 Tem 2023
Mesajlar
19,431
Çözümler
1
Tepki puanı
5,814
Puanları
113
Konum
ab inferno
Cinsiyet
Kadın
Los Angeles, 1881 yılının Mart ayıydı. Sokaklar sıradan hayatın koşuşturmacasıyla doluydu; terziler, at arabaları, sokak satıcıları ve dedikodu yapan kadınlar… Herkes kendi derdindeydi. Ta ki o kader anı gelene kadar. Kalabalık Spring Caddesi’nin ortasında, güneşin tam tepede parladığı bir öğleden sonra, henüz on sekiz yaşında olan Lastenia Abarta isimli genç bir kız elbisesinin iç kısmına sakladığı tabancayı çıkardı ve namluyu doğrudan Francisco Forster’ın gözüne doğrulttu.

Tek bir kurşun. Ve o kurşun, sadece bir adamın hayatına değil; aynı zamanda bir toplumun vicdanına, adalet anlayışına ve kadınlara biçilen o sessiz rolün zincirlerine ateş etti.
Olay, tüm şehirde şok etkisi yarattı. Göz göre göre işlenmiş bir cinayet! Üstelik katil, zarif ve masum görünümlü bir genç kızdı. Gazeteler manşetleri "Genç Kız Gözünün Önünde Adam Öldürdü" başlıklarıyla doldurdu. Ama işin iç yüzü ortaya döküldükçe, insanların öfkesi yerini derin bir sessizliğe ve ardından gelen şaşkınlığa bıraktı. Çünkü bu, sıradan bir cinayet değildi. Bu, üç yıl süren bir işkencenin, aldatmacanın ve çaresizliğin patlama noktasıydı.

Peki ya bu adam kimdi? Francisco Forster, Kaliforniya’nın en güçlü toprak ağalarından birinin oğluydu. Zenginlik ve nüfuz, onun için her türlü kuralın dışına çıkma izniydi. Ve o, zenginliğini kullanarak en karanlık arzularını tatmin ediyordu. Lastenia’yı ilk gördüğünde sadece on beş yaşındaydı. Ailesinin işlettiği salaş bir salonda şarkı söylüyor, elinde gitarıyla hayallere dalıyordu. O an Forster, kırk bir yaşındaki olgun adam, bu masum kızı kendine mülk edinmeye karar verdi. Ve bu karar, üç yıl sürecek sinsi bir oyunun başlangıcıydı.

Francisco, Lastenia’yı kandırmak için her şeyi yaptı. Şehir dışından mektuplar, pahalı çiçekler, lüks restoranlarda yenen akşam yemekleri… Sürekli evlilikten, mutlu bir yuvadan ve gelecekten bahsediyordu. Ona, hayatının en büyük aşkını yaşatacağını fısıldıyordu. Genç kız, bu tantanalı kur yapma ritüellerine inandı. Çünkü o, saf bir kalbe sahipti ve sevgiye hasretti. Ama Francisco’nun aslında hiçbir zaman evlenmek gibi bir niyeti yoktu. Onun amacı, bu güzel Meksikalı kızı elde etmek, sonra da onu bir hiç uğruna terk etmekti.

O kader anı, Mart 1881’de geldi. Francisco, büyük bir parti düzenledi ve Lastenia’yı orada şarkı söylemesi için davet etti. Gece ilerledikçe, adam yine tatlı dilli vaatlerine başladı. "Evlilik cüzdanını çıkarttım bile," dedi. "Seni bir otele götüreceğim. Sabaha bir rahip bulup evleneceğiz. Artık kimse bizi ayıramaz." Lastenia, hem heyecan hem de korku içinde kabul etti. Ona güvenmişti.

O gece otel odasında, yatağın kenarında oturup kapıya baktı. Yüreği pır pır atıyordu. Her araba sesinde, her adımda, "Rahip geliyor!" diye umutlandı. Ama saatler geçti. Güneş doğdu. Ve Francisco asla gelmedi. Odaya yalnız uyandı, namusu çalınmış, toplumun acımasız yargısına terk edilmiş bir halde.

Kız, ertesi gün ailesinin yanına döndüğünde annesinin tek bir sorusu oldu: "Evli misin kızım?" Lastenia, gözyaşları içinde "Hayır," diye fısıldadı. Ve işte o an, 1881 yılının katı toplumunda bu tek kelime her şeyi yok etti. Nikahsız bir gece geçiren genç bir kadın, toplum gözünde "mahvolmuş" demekti. Ailesi onu reddetti, çevresi onu dışladı. Bir anda yapayalnız kaldı. Çünkü namus, o dönemde bir kadının en değerli varlığıydı ve o bunu kaybetmişti. Ama aslında o, hiçbir şeyi gönüllü olarak kaybetmemişti; sadece bir canavarın kurbanı olmuştu.

Günler geçtikçe içindeki acı nefrete, nefret ise kararlılığa dönüştü. Lastenia, kendisini bu duruma düşüren adamla yüzleşmek zorunda olduğunu biliyordu. Onun adalet aramaktan başka çaresi yoktu. Kimse ona yardım etmezdi, yasalar onu korumazdı. Toplum ona sırtını dönmüştü. Tek başınaydı.

Bir gün, Francisco’yu at yarışı pistinde buldu. Kalabalığın ortasında, şatafatlı dostlarıyla kahkahalar atıyordu. Lastenia yanına gidip sessizce konuştu: "Verilen sözleri unuttun mu Francisco? Beni o otelde bıraktığın geceyi unuttun mu?" Adam önce utançla kıvrandı, sonra her zamanki ukala tavrına büründü. "Bunu burada konuşmayalım," dedi. "Hadi bir arabaya bin, kiliseye gidelim, orada hallet" Bu sözler üzerine Lastenia’nın içinde yeniden bir umut yeşermedi değil. Belki gerçekten tövbe etmiş, belki namusunu onarmak istiyordur.

Arabaya bindiler. Lastenia ve kız kardeşi Maria ile birlikte… Şoföre "Kiliseye git" dedi Francisco. Yol boyunca yine tatlı sözler, yine elini tutuşlar… Ama araba yarı yoldayken, her şey değişti. Francisco birden dur dedi. Hiçbir açıklama yapmadan, "Benim işim var, başka zaman görüşürüz," diyerek inmek istedi. Lastenia’nın kanı dondu. "Francisco, nereye gidiyorsun? Rahip ne olacak? Beni mahvettin, rezil ettin!" diye haykırdı.

Francisco arkasını dönüp soğuk bir kahkaha attı. "Seni rezil eden ben değilim Lastenia, kendi kendini rezil ettin. Kim inanır bir kızın tek başına otelde kaldığına? Ben seni kurtardım, kurtarmasaydım şimdi sokaklarda dileniyordun. Ama olan oldu, artık evlenemezsin bile. Keşke baştan kabul etseydin de..." Sonra sözünü tamamlamadan arabadan atlayıp uzaklaşmaya başladı.

İşte o an, Lastenia’nın içindeki sessiz fırtına patladı. Üç yıllık aldatmacanın, gece boyu o odada bekleyişin, ailesi tarafından reddedilişin, toplumun acımasız yargılarının ağırlığı bir anda omuzlarından düştü. Yerini buz gibi bir kararlılığa bıraktı. Elbisesinin içine uzandı. Parmakları, o soğuk çeliğe dokundu. O tabanca, sanki onun için yaratılmıştı. Artık vaatlerin, sözlerin ve yalanların bittiği yerde, tek bir gerçek vardı: Adalet.

Francisco’ya seslendi. "Beni duy!" diye bağırdı. Adam arkasını döndü, alaycı bir ifadeyle ona baktı. Ve o an, Lastenia tetiğe bastı. Kurşun, havada çizdiği ince çizgiyle doğrudan hedefe, Francisco Forster’ın gözüne saplandı. Adam olduğu yere yığıldı. Kan, tozlu toprağa karıştı.

Sokakta çığlıklar yükseldi. Herkes koşuşturuyordu. Ama Lastenia sadece durdu. Ne kaçtı, ne ağladı, ne de pişmanlık duydu. Ellerini kaldırdı ve polis gelene kadar bekledi. O an, hayatının en ağır yükünü omuzlarından atmış gibi hafiflemişti. Çünkü yapması gerekeni yapmıştı. Ama asıl soru şimdi başlıyordu:

Bu genç kız, Los Angeles’ın en güçlü ailelerinden birinin oğlunu gözünün önünde öldürmüştü. Peki ya şimdi ne olacaktı? Onu linç mi edeceklerdi, yoksa haklı bulanlar mı çıkacaktı? Jüri karşısında, on iki adam, tüm yasaları ve toplumun katı kurallarını bir kenara bırakıp bu kızı anlayabilecek miydi? Yoksa zengin babanın öfkesi, her şeyi silip süpürecek miydi?



images.jpg
 

Cherry

Geceye aşık bir kadını güneşin yapamazsın.
Elmas Üye
Katılım
17 Tem 2023
Mesajlar
19,431
Çözümler
1
Tepki puanı
5,814
Puanları
113
Konum
ab inferno
Cinsiyet
Kadın
Caresizlik bazen insani, hic olmak istemedigi birine dönüstürüyor.
 

Cherry

Geceye aşık bir kadını güneşin yapamazsın.
Elmas Üye
Katılım
17 Tem 2023
Mesajlar
19,431
Çözümler
1
Tepki puanı
5,814
Puanları
113
Konum
ab inferno
Cinsiyet
Kadın

Mahkemede cinayeti inkâr etmedi. Evlilik vaadiyle kandırıldığını anlattı. Jüri, dönemin "geçici akıl sağlığı bozukluğu" savunmasını kabul ederek beraatine karar verdi. Daha sonra evlenip gözlerden uzak bir hayat yaşadı.


***

Arastirdigim kadariyla bu.
 

Alice

Platin Üye
Katılım
16 Eyl 2023
Mesajlar
6,061
Tepki puanı
1,134
Puanları
113
Yaş
33
Konum
SeuL
Cinsiyet
Kadın
Mahkemede cinayeti inkâr etmedi. Evlilik vaadiyle kandırıldığını anlattı. Jüri, dönemin "geçici akıl sağlığı bozukluğu" savunmasını kabul ederek beraatine karar verdi. Daha sonra evlenip gözlerden uzak bir hayat yaşadı.


***

Arastirdigim kadariyla bu.
Fotoğraf gerçekse kız güzel fakat bu serefsizlige gerek var mıydı Ümit verip ortadan kaybolmak asagilikca
 

Cherry

Geceye aşık bir kadını güneşin yapamazsın.
Elmas Üye
Katılım
17 Tem 2023
Mesajlar
19,431
Çözümler
1
Tepki puanı
5,814
Puanları
113
Konum
ab inferno
Cinsiyet
Kadın
Fotoğraf gerçekse kız güzel fakat bu serefsizlige gerek var mıydı Ümit verip ortadan kaybolmak asagilikca

Asil yikici olan da bu zaten.
Insan bazen yapilan kötülügü degil, verilen umudun bosa cikmasini unutamiyor.
 
Üst Alt