Soru da sanat ve sanatçının ne olması gerektiğinden çok, ortaya koyulmuş eseri, onu var eden sahibinin kişiliğinden ne kadar bağımsız değerlendirip değerlendiremediğimiz vurgulanıyor. Ama alıntıladığım cevabın kendisinden anlaşıldığı üzere, bir eserin tek başına sanatsal değerinin yeterli olamadığı, sanatçının toplum önünde bir kimlik taşıyıcısı konumunda olmak zorunluluğunun da gözetildiğini anlıyorum. Bu da almak istediğim cevabı veriyor, teşekkür ediyorum.
Dizi karekterlerine ölüm yildönümü "kutlamasi" yapanlar var Türkiye'de.
Kimlik ya da örnek olmak zorunda olmasa bile, toplumun uyabileceği bir prototipin ihtiyaci olmasindan kaynaklaniyor bu durum.
Türkiye de cok ekstrem hale gelmis bir süreç bu.
En yakin örenek de, Haluk Levent mesela.
SAnatcilar birer tanri degil.
Hatalari ile dogruluklari ile birer beşer.
Beklentiyi cok yüksek tutmamak lazim.
Bundan dolayi inşa ettigi ya da edemediği sanata yogunlasabilmek daha mantikli.
Sanat zaten bir disavurumdur.
Kisi kendinden o sanatta bir seyler kesfedebilirse,onu aynalar.