filmde hiç müzik yok. tam anlamıyla bir "sessizlik" hakim. iki rahibin portekizden kalkıp japonya'ya tebliğe gidişi ve eski bir üstadın akıbetini öğrenme macerası... oldukca dramatik bir film, benim genelde tercih ettiğim tür...bir çok zorluktan geçiyorlar falan filan. izlerseniz anlarsınız..
ama benim dikkatimi çeken peder rodriges'in yaşadığı üç kırılma anı, üç aşama... başta aklı çelinmeye başlıyor, sonra sorgulamaya başlıyor ve sonunda sitem ediyor. isyan ediyor ve inkar ediyor. (gerçi inancını sonunda yitirdi mi bilemiyoruz) film gerçekten etkiledi beni, ara ara aklıma gelir. bu insana kendini düşündüren filmlerdendir dostlar, kıymetlidir bu yüzden. kıymetli vaktimize de değer...
hepimiz içinde bulunduğumuz konforun bir köşesinden hayata, ahlaka ve inanca dair ahkam kesmeye bayılıyoruz. hatta kendi sınanmadığımız en ufak şeyde üstenci tavırlar içerisinde giriyoruz ve içinden geçiyoruz. yani sınanmamışlığın kibri...
başkalarının düşüşlerini, teslim oluşlarını uzaktan kibirli bir acımayla veya sinsi bir sevinçle izlerken kimsenin ruhunun ve inancının sarsılmaz olmadığını unutuyoruz. oysa son derece kırılgan ve zayıf canlılarız.
sözü çok uzattım, yani lafın özcesi başkasının yuvarlandığı uçurumdan senin uçacağının veya o uçurumun başına gelmeyeceğinin bir garantisi yok...
film bir kitap uyarlaması. yönetmen martin scorsese

ama benim dikkatimi çeken peder rodriges'in yaşadığı üç kırılma anı, üç aşama... başta aklı çelinmeye başlıyor, sonra sorgulamaya başlıyor ve sonunda sitem ediyor. isyan ediyor ve inkar ediyor. (gerçi inancını sonunda yitirdi mi bilemiyoruz) film gerçekten etkiledi beni, ara ara aklıma gelir. bu insana kendini düşündüren filmlerdendir dostlar, kıymetlidir bu yüzden. kıymetli vaktimize de değer...
hepimiz içinde bulunduğumuz konforun bir köşesinden hayata, ahlaka ve inanca dair ahkam kesmeye bayılıyoruz. hatta kendi sınanmadığımız en ufak şeyde üstenci tavırlar içerisinde giriyoruz ve içinden geçiyoruz. yani sınanmamışlığın kibri...
başkalarının düşüşlerini, teslim oluşlarını uzaktan kibirli bir acımayla veya sinsi bir sevinçle izlerken kimsenin ruhunun ve inancının sarsılmaz olmadığını unutuyoruz. oysa son derece kırılgan ve zayıf canlılarız.
sözü çok uzattım, yani lafın özcesi başkasının yuvarlandığı uçurumdan senin uçacağının veya o uçurumun başına gelmeyeceğinin bir garantisi yok...
film bir kitap uyarlaması. yönetmen martin scorsese
