19 Bölüm - Numenor'un Düşüşü
İkinci Çağ'ın ortalarında Sauron, Orta Dünya'da yeniden güçlenmeye başladı. Eregion'daki Elflerle kurduğu ilişkiden yararlanarak birçok Güç Yüzüğü'nün yapılmasına yardım etti. Ancak daha sonra gerçek amacı ortaya çıktı ve Sauron, Elflerle savaşa tutuştu. Sauron Eregion'u ele geçirdiğinde Celebrimbor'u esir aldı. Ondan özellikle Üç Elf Yüzüğü'nün nerede olduğunu öğrenmek istedi. Celebrimbor yerlerini söylemeyi reddetti. Bunun üzerine Sauron onu öldürdü ve cesedini Eregion halkını korkutmak için kullandı. Ancak Üç Yüzüğün yerini öğrenemedi. Çünkü bu üç yüzük Sauron'un doğrudan müdahalesi olmadan Celebrimbor tarafından yapılmıştı.

Sauron'un Orta Dünya'daki gücü giderek artınca Numenor Kralı Ar-Pharazon onun yükselişinden rahatsız oldu. Büyük bir Numenor ordusuyla Orta Dünya'ya gelen Ar-Pharazon'un gücü karşısında Sauron savaşmak yerine teslim oldu ve esir olarak Numenor'a götürüldü.

Fakat Sauron bunu kendi lehine çevirdi. Numenor'a götürüldükten sonra kısa sürede Ar-Pharazôn'un en etkili danışmanı haline geldi. Kralın ve halkın en büyük korkusunun ölüm olduğunu fark etti. Onlara Valar'ın İnsanlardan ölümsüzlüğü esirgediğini, Valinor'a giderek bu kaderi değiştirebileceklerini söyledi. Zamanla Numenorluların bir kısmını Valar'a ve Elflerin öğretilerine düşman etti. Sonunda Ar-Pharazon, Sauron'un da teşvikiyle Valar'a meydan okumaya karar verdi. Devasa donanmasıyla Aman'a doğru yola çıktı. Ancak bu noktada mesele artık Valar'ın gücünü aşmıştı. Eru Ilúvatar doğrudan müdahale etti. Numenor dev bir felaketle denizin dibine gömüldü ve dünyanın şekli değiştirildi.

Bunun sonucunda Aman, dünyanın düzleminden ayrıldı ve Elflerin ülkesi Valinor'a giden eski yol insanlar için sonsuza dek kapandı. Artık ölümlü bir insan, gemiyle batıya doğru ilerleyerek Valinor'a ulaşamayacaktı. Sauron da Numenor'un yıkılışı sırasında bedenini kaybetti. Ancak o bir Maia olduğu için tamamen yok olmadı. Ruhu Orta Dünya'ya geri döndü. Fakat bu kez eskisi gibi güzel ve ikna edici bir beden alması mümkün olmadı; bundan sonra korkunç görünüşlü Karanlık Lord olarak varlığını sürdürdü. Numenor'un yıkılışından hemen önce Elendil ve oğulları Isildur ile Anarion, Sauron'un etkisine girmeyen sadık Numenorlularla birlikte Orta Dünya'ya kaçmayı başardılar. Yanlarında Numenor'un mirasını ve Palantir'leri de getirdiler. Orta Dünya'ya ulaştıktan sonra Arnor ve Gondor krallıklarını kurdular.

Böylece Numenor'un düşüşü yalnızca büyük bir krallığın yok oluşu değildi. Aman'ın İnsanlara kapanması, dünyanın düzeninin değişmesi, Numenor'un mirasının Orta Dünya'ya taşınması ve Sauron'un yeniden güç kazanması, İkinci Çağ'ın en büyük dönüm noktalarından birini oluşturdu.
İkinci Çağ'ın ortalarında Sauron, Orta Dünya'da yeniden güçlenmeye başladı. Eregion'daki Elflerle kurduğu ilişkiden yararlanarak birçok Güç Yüzüğü'nün yapılmasına yardım etti. Ancak daha sonra gerçek amacı ortaya çıktı ve Sauron, Elflerle savaşa tutuştu. Sauron Eregion'u ele geçirdiğinde Celebrimbor'u esir aldı. Ondan özellikle Üç Elf Yüzüğü'nün nerede olduğunu öğrenmek istedi. Celebrimbor yerlerini söylemeyi reddetti. Bunun üzerine Sauron onu öldürdü ve cesedini Eregion halkını korkutmak için kullandı. Ancak Üç Yüzüğün yerini öğrenemedi. Çünkü bu üç yüzük Sauron'un doğrudan müdahalesi olmadan Celebrimbor tarafından yapılmıştı.

Sauron'un Orta Dünya'daki gücü giderek artınca Numenor Kralı Ar-Pharazon onun yükselişinden rahatsız oldu. Büyük bir Numenor ordusuyla Orta Dünya'ya gelen Ar-Pharazon'un gücü karşısında Sauron savaşmak yerine teslim oldu ve esir olarak Numenor'a götürüldü.

Fakat Sauron bunu kendi lehine çevirdi. Numenor'a götürüldükten sonra kısa sürede Ar-Pharazôn'un en etkili danışmanı haline geldi. Kralın ve halkın en büyük korkusunun ölüm olduğunu fark etti. Onlara Valar'ın İnsanlardan ölümsüzlüğü esirgediğini, Valinor'a giderek bu kaderi değiştirebileceklerini söyledi. Zamanla Numenorluların bir kısmını Valar'a ve Elflerin öğretilerine düşman etti. Sonunda Ar-Pharazon, Sauron'un da teşvikiyle Valar'a meydan okumaya karar verdi. Devasa donanmasıyla Aman'a doğru yola çıktı. Ancak bu noktada mesele artık Valar'ın gücünü aşmıştı. Eru Ilúvatar doğrudan müdahale etti. Numenor dev bir felaketle denizin dibine gömüldü ve dünyanın şekli değiştirildi.

Bunun sonucunda Aman, dünyanın düzleminden ayrıldı ve Elflerin ülkesi Valinor'a giden eski yol insanlar için sonsuza dek kapandı. Artık ölümlü bir insan, gemiyle batıya doğru ilerleyerek Valinor'a ulaşamayacaktı. Sauron da Numenor'un yıkılışı sırasında bedenini kaybetti. Ancak o bir Maia olduğu için tamamen yok olmadı. Ruhu Orta Dünya'ya geri döndü. Fakat bu kez eskisi gibi güzel ve ikna edici bir beden alması mümkün olmadı; bundan sonra korkunç görünüşlü Karanlık Lord olarak varlığını sürdürdü. Numenor'un yıkılışından hemen önce Elendil ve oğulları Isildur ile Anarion, Sauron'un etkisine girmeyen sadık Numenorlularla birlikte Orta Dünya'ya kaçmayı başardılar. Yanlarında Numenor'un mirasını ve Palantir'leri de getirdiler. Orta Dünya'ya ulaştıktan sonra Arnor ve Gondor krallıklarını kurdular.

Böylece Numenor'un düşüşü yalnızca büyük bir krallığın yok oluşu değildi. Aman'ın İnsanlara kapanması, dünyanın düzeninin değişmesi, Numenor'un mirasının Orta Dünya'ya taşınması ve Sauron'un yeniden güç kazanması, İkinci Çağ'ın en büyük dönüm noktalarından birini oluşturdu.