Tema Editörü

Kendi Paramızla Kendimizi Nasıl Kandırıyoruz Zihinsel Muhasebe

Piraye

Platin Üye
Katılım
6 Eyl 2024
Mesajlar
4,238
Çözümler
2
Tepki puanı
822
Puanları
113
Yaş
29
Konum
Hayaller
Cinsiyet
Kadın
1/3
Konu Sahibi
Kendi Paramızla Kendimizi Nasıl Kandırıyoruz?

Forumda zaman zaman mali konularda veya harcama alışkanlıklarında denk geliyorum; kimisi "Pazarlık yapıp indirdiğim 500 lirayı hemen gidip lüks bir tatlıya harcadım, nasılsa bedavaya geldi" der, kimisi de ikramiye ya da kumardan kazandığı parayı sanki "gerçek para" değilmiş gibi bir gecede ezdiğini anlatır.

Paranın nominal değeri her yerde aynıdır: 100 TL, 100 TL'dir. Ama insan zihni paraya baktığında matematiksel bir netlik yerine duygusal etiketler yapıştırır. İktisat ve psikolojinin kesişiminde yer alan davranışsal finans dünyasında bu duruma Zihinsel Muhasebe (Mental Accounting) deniyor.
Nobel ödüllü ekonomist Richard Thaler tarafından kavramsallaştırılan bu mantık hatası, cebimizdeki paranın kaynağına veya onu nereye ayırdığımıza göre paraya farklı değerler biçmemiz durumudur.

Gelin yine akademik laf kalabalığına girmeden, günlük hayatımızda kendi kendimizi nasıl finanse edip kandırdığımıza bakalım.

Günlük Hayatta Zihinsel Muhasebe'ye Nasıl Düşüyoruz?

Zihnimiz, cebimizdeki tek bir cüzdanı işletmek yerine beyinde hayali "zihinsel kasetler" veya "farklı hesap cetvelleri" açar.

1. Beklenmedik Para / Havadan Gelen Para (House Money Effect)
Maaşınızdan kalan 1.000 TL ile sokakta yürürken bulduğunuz veya piyangodan çıkan 1.000 TL arasında satın alma gücü olarak hiçbir fark yoktur. Ancak zihniniz bu iki parayı tamamen farklı klasörlere koyar:
* Maaşınız: "Alın teri, borçlara ve birikime gidecek ciddi para."
* Bulunan / İkramiye Para: "Bedava para, harcansam da bir şey kaybetmem."
Bu yüzden ikramiye ya da primle gelen parayı çok daha kolay, riski yüksek veya gereksiz şeylere harcarız. Hâlbuki o para da cüzdanınıza girdiği andan itibaren sizin toplam varlığınızın bir parçasıdır.

2. "Zaten İndirimden Aldım" Yanılsaması
Normalde 3.000 TL olan bir ayakkabıyı indirimde 2.000 TL'ye bulup aldığınızı düşünün. Zihniniz şöyle bir hesap yapar: "1.000 TL kâr ettim!"
Sonra gidip o 1.000 TL ile hiç ihtiyacınız olmayan başka bir şey alırsınız ve "Zaten havadan geldi" dersiniz. Bütçe mantığına göre cebinizden toplam 3.000 TL çıkmıştır ama zihinsel muhasebeniz size bedavadan alışveriş yapmışsınız hissi verir.

3. Batık Maliyet Yanılsaması (Sunk Cost Fallacy) ile İlişkisi
Bir konser bileti için 1.500 TL ödediniz diyelim. Etkinlik günü hava berbat, çok hastasınız ve gitmek hiç istemiyorsunuz. Eğer bilet ücretsiz olsaydı evde kalırdınız. Ancak 1.500 TL ödediğiniz için zihninizdeki o "Bilet Hesabı" kapanmamıştır. Paranın "boşa gitmesi" hissiyle kendinize işkence edip o konsere gidersiniz.

Hâlbuki o 1.500 TL zaten harcanmıştır ve geri gelmeyecektir. Konsere gitmek harcadığınız parayı geri getirmediği gibi size ekstra huzursuzluk yaşatır.
Bu Kavram Nereden Çıktı? (Richard Thaler ve Deneyler)
Richard Thaler bu durumu kanıtlamak için klasikleşmiş bir tiyatro bileti deneyi yaptı. İki farklı gruba şu senaryoları sordu:

* 1. Senaryo: Bir tiyatro oyununa gitmek için 100 TL'lik bilet aldınız. Kapıya geldiğinizde bileti kaybettiğinizi fark ettiniz. Yeni bir bilet için tekrar 100 TL verir misiniz? (İnsanların büyük kısmı "Hayır, bir oyuna 200 TL vermem" yanıtını verdi.)

* 2. Senaryo: Tiyatroya gitmek için kapıya geldiniz, biletiniz yok. Cebinizden 100 TL nakit paranın kaybolduğunu fark ettiniz. Yine de 100 TL verip tiyatro bileti alır mısınız? (İnsanların büyük kısmı "Evet, alırım" yanıtını verdi.)

Matematiksel Gerçek: Her iki durumda da cebinizden fazladan 100 TL gitmiştir ve toplam kayıp eşittir.

Zihinsel Muhasebe: İlk senaryoda kayıp "Tiyatro Bütçesi" klasörüne yazıldığı için oyun pahalılaşmış hissedilir. İkinci senaryoda ise kayıp "Genel Talihsizlikler" klasörüne yazıldığı için tiyatro bütçesine dokunulmamış gibi davranılır.

Kısacası...
Harçlık, birikim, borç, bonus, yatırım veya ikramiye... Paranın adı ne olursa olsun, birikim gücü ve değeri eşittir.
Bir finansal karar verirken kendinize şu soruyu sorun:
> "Ben şu an bu kararı alırken paranın matematiksel değerine mi bakıyorum, yoksa o paraya kafamda yapıştırdığım etikete mi?"
>
Eğer "Nasılsa indirimden arttı", "Nasılsa havadan geldi" diyerek harcama yapıyorsanız, Zihinsel Muhasebe'nin açtığı hayali hesaplarla kendi cüzdanın
ızı eksiltiyorsunuz demektir.
 
“İndirimden kazandım” diye bir para aslında yok. :haha: 3000 liralık şeyi 2000'e aldıysan 1000 lira kazanmıyorsun, sadece 2000 lira harcamış oluyorsun. O 1000 lirayı da gidip başka yerde harcarsan tasarruf etmiş değil, farklı yere yönlendirmiş oluyorsun.

Özellikle “bedava para” kafası çok fena. Prim, ikramiye, bahis/kumar kazancı, vergi iadesi vs. gelince insanın harcama eşiği bir anda düşüyor. Maaştan 500 lira harcarken 10 kere düşünen adam, “bu zaten ekstra geldi” deyip 1500 lirayı tek gecede gömebiliyor. Halbuki paranın kaynağı değişiyor, değeri değişmiyor.

Batık maliyet kısmı da günlük hayatta çok karşımıza çıkıyor. Bir şeye para verdik diye illa sonuna kadar kullanmak zorunda değiliz. “Para verdim, bari…” cümlesi çoğu zaman daha fazla zaman ve para kaybetmenin başlangıcı. ASdasdasdhausdhasd :haha::haha:

Kısacası para konusunda bazen en büyük dolandırıcı başkası değil, kendi beynimiz. Cüzdandaki 1000 TL'ye “maaş parası” deyince kıyamıyoruz, “bedava geldi” deyince çatır çatır harcıyoruz. Para aynı para ama kafamızdaki etiketi değiştiriyoruz. Benim yorumlamam bu kadar :D
 
Geri
Üst