Hoş geldiniz Genel Forum Paylaşım Sitesi - Forumsa, Forumsal!

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolduktan ve oturum açtıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara yanıtlar gönderebilir, diğer üyelerinize itibar verebilir, kendi özel mesajınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Aynı zamanda hızlı ve tamamen ücretsizdir,

HÂFIZ-I ŞİRAZÎ Kimdir (Bu konuyu 1 Kişi görüntülüyor)

Chen

Elma Şekeri
Forum sorumlusu
Katılım
9 Ocak 2020
Mesajlar
5,451
En iyi cevaplar
0
Çözümler
1
Tepki puanı
1,435
Puanları
113
Yaş
33
Konum
Gotham
Cinsiyet
Kadın
Hâfız-ı Şirâzî 14. yüzyılda yaşamış, İran Edebiyatının en büyük şairlerinden biridir. Şiraz'da doğmuştur. Asıl adı Şemseddin Muhammed'tir. Yaşamı üstüne ayrıntılı bir bilgi yoktur; gençlik dönemi ve nasıl bir eğitim aldığı da bilinmemektedir. Onunla ilgili, çağdaşlarının yazdığı yazılardan, İsfahan'dan Şiraz'a göçmüş bir ailenin oğlu olduğu anlaşılmaktadır. Adından, Kuran'ı ezberleyerek "hafız" sanını aldığı, yapıtları üzerine yapılan çalışmalardan ise iyi bir medrese eğitimi gördüğü; hadis, fıkıh, kelam ve tasavvuf okuduğu anlaşılmaktadır. Şirazlı bilginlerden Sucai'nin Enisü'l- Nas (Gönül Yoldaşı) adlı eserinde belirttiğine göre; Hafız, İran'ı ele geçiren Timur'la görüşmüştür. Gazan Han döneminde Fars Valisi olan Şah Ebu İshak'la yakınlık kurmuş ve ondan yardım almıştır. Bazı kaynaklarda da Hafız'ın yoksul bir yaşam sürdüğü, kimi devlet büyüklerince de zaman zaman korunduğu belirtilmektedir. Hafız, bu devlet büyüklerine övgü niteliği taşıyan birer gazel göndermekle yetinmiştir. Edebi Kimliği: Edebiyat alanında Hafız, Hafız-ı Şirazi olarak anılır. Yapıtlarından kendinden önceki İran ve Arap şairlerini, yazarlarını çok iyi incelediği anlaşılmaktadır. Hafız'dan önceki İran şiirinde; destan, kaside, rubai ve mesnevi gibi türler yaygındır. Gazel türü ise yeterince gelişmemiştir. O dönemde, yani Hafız'ın yaşadığı çağda, İran şiiri bir geçiş dönemini yaşamaktaydı. Bu geçiş döneminde, şiiirlerin temaları, benimsenen konunun içeriğiyle örtüşen, şairin yaşam anlayışını yansıtan niteliktedir. O dönem şairlerini kısaca hatırlamakta yara var: Firdevsi, İran halk öykülerinden, kahramanlık masallarından esinlenerek destan türünün en güzel örneklerini vermiştir. Ömer Hayyam, felsefe ve yaşam sevinciyle dolu şiirlerinde, mutluluğun bu dünyada olduğunu savunmuştur. Enveri, kaside türünün temellerini atmıştı. Sadi, İslam'daki hikmet (bilgelik) düşüncesini şiirine konu etmiştir. Nizami, Türk olmasına karşın şiirlerini Farsça yazmış ve mesnevi türünü doruğa çıkarmıştır. Hafız'a gelince, o bütün bu şairleri de Arap şairlerini de çok iyi biliyordu. Bu birikimin üzerine hayat felsefesini kurmuş, kendi hayat felsefesinin esiniyle de sevgiyi ve mutluluğu konu almıştı. Hafız'ın şiirinde dile getirdiği sevgi nasıl bir sevgidir? Bu sevgi ; halktan aydına, yoksuldan zengine herkesi kuşatan bir sevgidir. Çünkü gücünü yaşamın kendisinden alır. Ayakları yere basar. Acı çeker, özlem duyar. İnsana özgüdür, dahası insanlık hallerinin ifadesidir bu sevgi. Hafız'ın şiirinde dile getirilen sevgi, yaşadığımız evrene dönüktür. Nesnel bir yaşama biçimini içerir. Birey ve nesne, birey ve meken, birey ve doğa bu şiirlerde birlik- bütünlük içindedir. Hafız'a göre yaşamın gereği mutlu olmaktır. Mutlu olmak da dünya varlıklarına karşı aşırı eğilim duymamak, tutkulara kapılmamak, barış içinde yaşamak gibi olumlu davranışlarla sağlanır. Dünya gelip geçicidir; ancak yine de kişinin mutluluğu yaşadığı dünyadır. Hafız'ın Türk ve Dünya Edebiyatına Etkisi; Hafız, daha yaşadığı dönemde pek çok şairi etkilemiştir. Ölümünden sonraki dönemde ise bütün islam ülkelerinin Hafız'dan etkilendiği görülür. İran ve Osmanlı divan edebiyatında kullanılan Farsça şiir kavramlarının en önemlileri ondan alınmıştır. Osmanlı divan şiirinde, başta Ahmed Paşa, Şeyhi, Fuzuli, Baki, Hayali, Nef'i, Naili, Neşati, Nedim, Nabi, Şeyh Galip olmak üzere pek çok şairimiz, Hafız'dan etkilenmiştir. İran ve Anadolu'da Hafız'ın Lisan-ül Gayb (Gizliliğin Dili) adıyla anılan Divan'ı başlıca başvuru kitabı olarak kullanılmıştır. Neredeyse tüm İran şairlerini etkilemiş, şiir dillerinin niteliğini artırmıştır. 18. yüzyıldan sonra pek çok Batılı aydın ve bilgin Hafızla ilgilenmiştir. Almanların büyük şairi Goethe, ona özenerek gazel türündeki şiirlerini West-Östlicher Divan (Divanı Şarki) adı altında toplamıştır. Hafız'ın Divan'ı birçok Batı diline çevrilmiş, Farsça üzerinde çalışan dil bilginlerince incelenmiştir. UNESCO tarafından 1988 yılının kasım ayında Şiraz'da, Hafız Şirazi'nin 600. ölüm yıldönümü nedeniyle uluslararası bir sempozyum düzenlenmiştir. Aynı yıl ülkemizde de çeşitli kültürel etkinlikler yapılmışır.





 

Bu Konuyu Görüntüleyenler

Üst Alt