1/3
Bir eşek, bir inek ve bir at aynı yerde otlanmaktan bıkmışlar. Hepsi artık bu otlandıkları çayırdan gitme, başka diyarlar keşfetme vaktinin geldiğini anladılar. İnek hemen ortaya bir fikir attı.
- Sevgili eşek ve at kardeşim. Hepimiz farklı yönlre giderek başka diyarlar keşfedelim. Hep aynı yerde olmaktan hepimiz çok sıkıldık. Hem başka yerler görür hemde döndüğümüzde birbirimize bu gittiğimiz yerleri yaşadığımız deneyimleri anlatırız, demiş.
Eşek ve At teklifi kabul etmişler. Beş sene sonra aynı yerde buluşma sözü vererek oldukları yerden farklı yönlere doğru yola koyulmuşlar. Beş sene sonunda inek verdiği sözü yerinde tutarak geri gelmiş. Ama inek çok kötü haldeymiş. Her tarafı kir pas içinde, rengi solmuş ve zayıflıktan kaburgaları sayılır halde. Uzun bekleişten sonra uzaktan at'ın geldiğini görmek ama tanınacak halde değilmiş. O da aynı inek gibi zayıf, kirlenmiş ve bitik bir halde. İnek hemen sormuş;
-At kardeş ne oldu sana böyle?
-Sorma inek kardeş benim gittiğim yerde insalar vardı beni bir kuru samana sabahtan akşama kadar çalıştırdılar. Dönüm dönüm tarla sürdürdüler. Elden ayaktan düşüncede kapı dışarı ettiler. Peki inek kardeş sen nasıl bu hale geldin? İnek cevaplamış;
-Sorma at kardeş benimde gittiğim yerde insanlar vardı. Beni aldılar bir ahıra kapattılar sürekli sütümü sağdılar. Sütüm kesilincede yük taşıttılar en son elden ayaktan düşüncede attılar bir köşeye.
Tam o sırada uzaktan eşek görünmüş. Ama eşek duba gibi olmuş. Tüyleri parlak, üzerinde altından semer, yanında da çeşit çeşit meyvelere geri dönmüş. At ve inek şaşırmışlar. Biz bu hale geldik sen nasıl krallar gibi geri döndün diye sormuşlar. O da anlatmaya başlamış;
-Ben insanların olduğu kalabalık bir bölgeye gittim. Orada bazı insanlar yüksek yerde bir kürsünün üstüne çıkıyor bağırdıkça insanlar alkışlıyor, bağırdıkça el üstünde tutuluyor. Sonradan benim sesimin o insanlardan daha gür olduğunu fark ettim. Bende yüksek bir yere çıktım, bende avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Ben bağırdıkça beni alkışladılar, ben bağırdıkça omuzlar üstüne çıkardılar... İnek hemen lafa girmiş.
-Yav eşek kardeş senin eşek olduğunu hiç kimse anlamadı mı?
-İnek kardeş kimisi anladı, kimisi anlamadı...
Eşek ve At teklifi kabul etmişler. Beş sene sonra aynı yerde buluşma sözü vererek oldukları yerden farklı yönlere doğru yola koyulmuşlar. Beş sene sonunda inek verdiği sözü yerinde tutarak geri gelmiş. Ama inek çok kötü haldeymiş. Her tarafı kir pas içinde, rengi solmuş ve zayıflıktan kaburgaları sayılır halde. Uzun bekleişten sonra uzaktan at'ın geldiğini görmek ama tanınacak halde değilmiş. O da aynı inek gibi zayıf, kirlenmiş ve bitik bir halde. İnek hemen sormuş;
Tam o sırada uzaktan eşek görünmüş. Ama eşek duba gibi olmuş. Tüyleri parlak, üzerinde altından semer, yanında da çeşit çeşit meyvelere geri dönmüş. At ve inek şaşırmışlar. Biz bu hale geldik sen nasıl krallar gibi geri döndün diye sormuşlar. O da anlatmaya başlamış;