
Cüneyt Arkın; aksiyonun, kahramanlığın ve efsanevi dövüş sahnelerinin vücut bulmuş halidir. Sahneye adım attığı an, etrafındaki her şeyin fiziği, yerçekimi dâhil, ona uyum sağlamak zorundadır. Yüzündeki ifadeyle, bir filme değil, bir destana başlamak üzeredir. Cüneyt Arkın, “sınır tanımamak” ilkesini öylesine içselleştirmiştir ki, her hareketi, her dövüşü, her repliği birer manifesto gibidir. Kendisi, aksiyonun sınırlarını zorlamakla kalmaz, aynı zamanda o sınırları tamamen siler. Kısacası, Cüneyt Arkın, “imkânsız”ı günlük yaşantısının parçası haline getirmiş, adeta bir aksiyon sinemasının yaşayan efsanesidir.