Yine dün babamla tartıştık: Babamın arabasına binerek yine okula gidecektim. Arabanın camları buzluydu, kapı açılmadı. Babam bana kızdı, sen niye konuşmuyorsun? Her şeyi niye bizden bekliyorsunuz? Sonra bana bağırmaya başladı. Sonra bitti. Konu, arabanın camlarının buzlu olmasından açıldı yine. Bana yardımcı olmuyorsun. Falan diye yine bana bağırmaya başladı. Ben de "Baba, kendim gideyim." dedim, yok izin vermiyor. Ama arabanın camları buzlu hiçbir şey gözükmüyor, babam zor zar gidiyor. Sonra yine tartıştık. Ben sinirle arabadan inmek istedim, kendim okula gitmek istedim. Babam, çocuk gibi çantama dokundu, gidemezsin dedi. Ben de mecburen yine kaldım. Babam bana bağırdığı için ben de ona bağırdım. Annem de sizde bana gereksiz yere bağırıyorsunuz. "dedim, babam bir şeyler daha söyledi, sonra sustu. Bayağı moralim bozulmuş, sinirlenmiştim.
Sonra okula gittim, eve geldim. Babam konusu açıldı: Ben de anneme dedim, Kur'an'da anne, babaya öf bile demeyin diye Allah buyuruyor ama, çocuklarınıza bağırın diye bağırın mı diyor dedim. Hakikaten ezanla dalga geçen çocukla bile çok sevecen bir şekilde ilgilenmiş bir peygamberin ümmetiyiz. Ruhu kabzedilse bile, o anda " Ümmetim, ümmetim" diye inim inim inleyen bir ümmetin Peygamberimin ümmetiyiz, ne araya o hâle geldik? Ne ben anne babama artık haklı ya da haksız bir şekilde bağırdıklarında tahammül edebiliyorum, ne de onlar bana bağırdıklarında karşılık verdiğimde katlanabiliyorlar, benim de içim içimi iyiyor. Diyorum ki, acaba ben mi hata yaptım? Annem babama hatalı davranan ben miyim? Diye çok düşünüyorum, çok mu nankörüm? diye de düşünmeden edemiyorum. İşin garip kısmı, 12 saat telefonuyla oynayan babam var. Telefonuyla oynadığında bize bağırmıyor veya bana bağırmıyor. Ama sorun olduğunda bana bağırıyor. Bir de babam, annem şey demiş, bir tane hata yaptığımda gündem oluyor demiş, her gün ben onu okula götürüyorum. demiş, sadece o olay olsa, tamam da bana bağırıldığında, "Sen kötüsün." denildi, hakarette edildim, abuk sabuk seslerini duyarak azarlandım da. Kimse hakikati düşünmüyor. Mesela, sınıftaki arkadaşlarım Ali ve İlsu ikisinin arasında bir şey olduğunu düşünüyorum. İkisi ders boş olduğu için abuk sabuk Cuma günün ve Ramazan'ın ruhuna aykırı, boykotlu ürünlerin logolarını tahmin etme videoları açıyorlar. Kemal Güçlü açtırtmaya da utanıyorum. Bir tarafım diyor ya Kemal Güçlü 2028'de seçilmezse, seçildi diyelim senin istediğin gibi aday değilse, eğer seçildi diyelim, Allah bana sormaz mı, bu sohbet videolarını kendine mi sakladın?
Abuk sabuk şeylere bağıran, sinir krizi geçiren bir abim var, haklı ya da haksız olduğum konularda bana bağıran annem ve babam var. Ama biz Batıdaki Müslümanlar gibi de olamadık. Bizim imanımız belki sahte. Onların imanı daha gerçekçi olabilir, çünkü onlar imanı araştırarak öğreniyor. Sanki biz de "Akledin" ayeti yok gibi...
Bir kişi büyüyünce, Almanya'ya gitmeyi planlıyor. Yanına bıçak, balta gibi kesici alet almak istiyor. Diğeri, egolu egolu bana, "Bana biat edeceksin." diyor ve ondan sonra onu şakaya vuruyor. Diğeri de 20 sayfa ödev veriyor.
Bir de son olarak, yetmez gibi ÖSYM sınavı çıkıyor. Ve ÖSYM sınav yerlerini e- devletten mi, tebligat şeklinde mi öğrenceğiz diye aklıma tak
ılıyor.
Sonra okula gittim, eve geldim. Babam konusu açıldı: Ben de anneme dedim, Kur'an'da anne, babaya öf bile demeyin diye Allah buyuruyor ama, çocuklarınıza bağırın diye bağırın mı diyor dedim. Hakikaten ezanla dalga geçen çocukla bile çok sevecen bir şekilde ilgilenmiş bir peygamberin ümmetiyiz. Ruhu kabzedilse bile, o anda " Ümmetim, ümmetim" diye inim inim inleyen bir ümmetin Peygamberimin ümmetiyiz, ne araya o hâle geldik? Ne ben anne babama artık haklı ya da haksız bir şekilde bağırdıklarında tahammül edebiliyorum, ne de onlar bana bağırdıklarında karşılık verdiğimde katlanabiliyorlar, benim de içim içimi iyiyor. Diyorum ki, acaba ben mi hata yaptım? Annem babama hatalı davranan ben miyim? Diye çok düşünüyorum, çok mu nankörüm? diye de düşünmeden edemiyorum. İşin garip kısmı, 12 saat telefonuyla oynayan babam var. Telefonuyla oynadığında bize bağırmıyor veya bana bağırmıyor. Ama sorun olduğunda bana bağırıyor. Bir de babam, annem şey demiş, bir tane hata yaptığımda gündem oluyor demiş, her gün ben onu okula götürüyorum. demiş, sadece o olay olsa, tamam da bana bağırıldığında, "Sen kötüsün." denildi, hakarette edildim, abuk sabuk seslerini duyarak azarlandım da. Kimse hakikati düşünmüyor. Mesela, sınıftaki arkadaşlarım Ali ve İlsu ikisinin arasında bir şey olduğunu düşünüyorum. İkisi ders boş olduğu için abuk sabuk Cuma günün ve Ramazan'ın ruhuna aykırı, boykotlu ürünlerin logolarını tahmin etme videoları açıyorlar. Kemal Güçlü açtırtmaya da utanıyorum. Bir tarafım diyor ya Kemal Güçlü 2028'de seçilmezse, seçildi diyelim senin istediğin gibi aday değilse, eğer seçildi diyelim, Allah bana sormaz mı, bu sohbet videolarını kendine mi sakladın?
Abuk sabuk şeylere bağıran, sinir krizi geçiren bir abim var, haklı ya da haksız olduğum konularda bana bağıran annem ve babam var. Ama biz Batıdaki Müslümanlar gibi de olamadık. Bizim imanımız belki sahte. Onların imanı daha gerçekçi olabilir, çünkü onlar imanı araştırarak öğreniyor. Sanki biz de "Akledin" ayeti yok gibi...
Bir kişi büyüyünce, Almanya'ya gitmeyi planlıyor. Yanına bıçak, balta gibi kesici alet almak istiyor. Diğeri, egolu egolu bana, "Bana biat edeceksin." diyor ve ondan sonra onu şakaya vuruyor. Diğeri de 20 sayfa ödev veriyor.
Bir de son olarak, yetmez gibi ÖSYM sınavı çıkıyor. Ve ÖSYM sınav yerlerini e- devletten mi, tebligat şeklinde mi öğrenceğiz diye aklıma tak
ılıyor.