Dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan ruhsal bozukluklarla yaşıyor ve bu sayı giderek artıyor. Dünya nüfusu 8 milyarı aşarken bilim insanlarının ruhsal sağlıkla ilgili yaptığı bilimsel araştırmanın sonucu endişe yarattı.
Dünya genelinde ruhsal bozukluklarla yaşayan insan sayısı alarm verici boyuta ulaştı. Tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan yeni araştırmaya göre, 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 1,2 milyar insan ruhsal bozukluklarla yaşamını sürdürüyor.
Araştırma, 1990’dan bu yana küresel ölçekte ruhsal hastalığı yükünün yüzde 95,5 arttığını ortaya koydu.
Bilim insanları, özellikle anksiyete ve depresyon vakalarındaki hızlı yükselişe dikkat çekti. Çalışmaya göre en yaygın ruhsal bozukluklar arasında ilk sırada anksiyete, ikinci sırada depresyon yer aldı. Üçüncü sırada ise başka madde kullanım bozukluklarıyla birlikte görülmeyen kişilik bozuklukları bulundu.
Araştırma, dünya genelinde artan krizlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini de ortaya koydu. Ekonomik belirsizlikler, savaşlar, siyasi istikrarsızlık, sosyal izolasyon, sağlık hizmetlerine erişim sorunları ve Covid-19 pandemisinin uzun vadeli etkileri, ruhsal hastalıkların yaygınlaşmasında temel etkenler arasında gösterildi.
Çalışmanın başyazarı, Damian Santomauro, ortaya çıkan tablo karşısında şaşkınlık yaşadığını belirterek, “Küresel ölçekte ruhsal bozukluk yükünün daha da ağırlaştığı endişe verici bir döneme giriyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırmada incelenen diğer ruhsal bozukluklar arasında bipolar bozukluk, şizofreni, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), anoreksiya, bulimiya, distimi, davranış bozukluğu ve nedeni bilinmeyen zihinsel gelişim geriliği yer aldı.
Bilim insanları, Covid-19 pandemisinin etkilerinin hâlâ sürdüğünü vurguladı. Pandemi öncesinde de yükseliş eğiliminde olan depresyon ve anksiyete vakalarının, salgın sonrası dönemde kalıcı biçimde arttığı ifade edildi. Özellikle depresyon oranlarının pandemi öncesi seviyelere geri dönmediği kaydedildi.
Araştırma, ruhsal hastalık yükünün en yoğun görüldüğü yaş grubunun artık 15-19 yaş aralığı olduğunu da ortaya koydu. Uzmanlar, bunun araştırma tarihinde ilk kez görülen bir durum olduğuna dikkat çekti. Daha önce en yüksek yükün orta yaş grubunda görüldüğü belirtiliyordu.
Araştırmacılar, ruh sağlığı sorunlarının artışında birçok faktörün etkili olduğunu belirtti. Genetik yatkınlık, ekonomik krizler, travmalar, savaşlar, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılar, gıda güvensizliği, aile içi şiddet, sosyal bağların zayıflaması, ayrımcılık ve çevresel tehditler bu nedenler arasında sıralandı.
Araştırma, Institute for Health Metrics and Evaluation öncülüğünde yürütülen “2023 Küresel Hastalık Yükü Araştırması” verilerine dayanıyor. Dünya çapında binlerce araştırmacının katkı sunduğu çalışma, küresel sağlık alanındaki en kapsamlı analizlerden biri olarak kabul ediliyor.
Dünya genelinde ruhsal bozukluklarla yaşayan insan sayısı alarm verici boyuta ulaştı. Tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan yeni araştırmaya göre, 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 1,2 milyar insan ruhsal bozukluklarla yaşamını sürdürüyor.
Araştırma, 1990’dan bu yana küresel ölçekte ruhsal hastalığı yükünün yüzde 95,5 arttığını ortaya koydu.
Bilim insanları, özellikle anksiyete ve depresyon vakalarındaki hızlı yükselişe dikkat çekti. Çalışmaya göre en yaygın ruhsal bozukluklar arasında ilk sırada anksiyete, ikinci sırada depresyon yer aldı. Üçüncü sırada ise başka madde kullanım bozukluklarıyla birlikte görülmeyen kişilik bozuklukları bulundu.
Araştırma, dünya genelinde artan krizlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini de ortaya koydu. Ekonomik belirsizlikler, savaşlar, siyasi istikrarsızlık, sosyal izolasyon, sağlık hizmetlerine erişim sorunları ve Covid-19 pandemisinin uzun vadeli etkileri, ruhsal hastalıkların yaygınlaşmasında temel etkenler arasında gösterildi.
Çalışmanın başyazarı, Damian Santomauro, ortaya çıkan tablo karşısında şaşkınlık yaşadığını belirterek, “Küresel ölçekte ruhsal bozukluk yükünün daha da ağırlaştığı endişe verici bir döneme giriyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırmada incelenen diğer ruhsal bozukluklar arasında bipolar bozukluk, şizofreni, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), anoreksiya, bulimiya, distimi, davranış bozukluğu ve nedeni bilinmeyen zihinsel gelişim geriliği yer aldı.
Artış oranları dikkat çekti
Verilere göre 1990’a kıyasla anksiyete vakalarında yüzde 158, depresyon vakalarında ise yüzde 131 artış yaşandı. En az görülen hastalıklar anoreksiya, bulimiya ve şizofreni olsa da, araştırma 2023 yılında dünya genelinde yaklaşık 4 milyon anoreksiya, 14 milyon bulimiya ve 26 milyon şizofreni vakası bulunduğunu ortaya koydu.Cinsiyet farkı rakamlara yansıdı
Araştırma ayrıca ruhsal bozuklukların kadınlarda daha yaygın olduğunu gösterdi. Ancak otizm, davranış bozuklukları, DEHB, kişilik bozuklukları ve nedeni bilinmeyen zihinsel yetersizlik vakalarının erkeklerde daha sık görüldüğü belirtildi.Bilim insanları, Covid-19 pandemisinin etkilerinin hâlâ sürdüğünü vurguladı. Pandemi öncesinde de yükseliş eğiliminde olan depresyon ve anksiyete vakalarının, salgın sonrası dönemde kalıcı biçimde arttığı ifade edildi. Özellikle depresyon oranlarının pandemi öncesi seviyelere geri dönmediği kaydedildi.
Araştırma, ruhsal hastalık yükünün en yoğun görüldüğü yaş grubunun artık 15-19 yaş aralığı olduğunu da ortaya koydu. Uzmanlar, bunun araştırma tarihinde ilk kez görülen bir durum olduğuna dikkat çekti. Daha önce en yüksek yükün orta yaş grubunda görüldüğü belirtiliyordu.
Araştırmacılar, ruh sağlığı sorunlarının artışında birçok faktörün etkili olduğunu belirtti. Genetik yatkınlık, ekonomik krizler, travmalar, savaşlar, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılar, gıda güvensizliği, aile içi şiddet, sosyal bağların zayıflaması, ayrımcılık ve çevresel tehditler bu nedenler arasında sıralandı.
Araştırma, Institute for Health Metrics and Evaluation öncülüğünde yürütülen “2023 Küresel Hastalık Yükü Araştırması” verilerine dayanıyor. Dünya çapında binlerce araştırmacının katkı sunduğu çalışma, küresel sağlık alanındaki en kapsamlı analizlerden biri olarak kabul ediliyor.