Tema Editörü

Zalim bir yoneticiyi tekrar seçen müslüman seçmenlerin vebali nedir

Nihilist Penguen

Bronz Üye
Katılım
31 Ocak 2026
Mesajlar
567
Tepki puanı
218
Puanları
43
Yaş
37
Konum
Antarktika
Cinsiyet
Diğer
1/3
Konu Sahibi
İslam açısından bu önemli bir ahlak ve vicdan meselesidir. Bir yöneticinin halka zulmettiğini bildiği hâlde, sırf kişisel çıkarı, yakınlığı veya başka bir menfaati nedeniyle onun yeniden seçilmesine bilerek destek veren kişi, desteklediği haksızlık ölçüsünde ahlaki ve dinî sorumluluk taşıyabilir. Ancak her seçmenin sorumluluğu aynı değildir; niyet, bilgi, deliller ve kişinin şartları dikkate alınmalıdır.

1. kuran bu konuda ne soyluyor​

Nisâ suresi, 135. ayet:

“Ey iman edenler! Kendinizin, ana babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa adaleti titizlikle ayakta tutan ... kimseler olun.”
Bu ayet, adaletin kişisel çıkarların ve yakınlıkların üzerinde tutulması gerektiğini gösterir. Bir seçmen, desteklediği kişinin haksızlıklarını bildiği hâlde bunları görmezden geliyorsa adalet sorumluluğuyla çelişen bir tutum sergiliyor olabilir.

Mâide suresi, 2. ayet:

“İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.”
Bu ilke, zulme bilerek destek vermenin dinî açıdan neden ciddi bir mesele olduğunu açıklar. Bir insanın haksızlık yapmasına bilerek yardımcı olmak, sırf o kişiyle aynı siyasi görüşü paylaşıyor diye doğru hâle gelmez.

Hûd suresi, 113. ayet:

“Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur...”
Bu ayet, zulmedenlere karşı tutum konusunda önemli bir uyarıdır. Bununla birlikte ayetin belirli bir seçimdeki her seçmenin hükmüne nasıl uygulanacağı, somut şartlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

2. zalim bir yoneticiyi yeniden seçen herkes günahkar mıdır​

Her seçmen hakkında otomatik olarak aynı hüküm verilemez. Şu durumları birbirinden ayırmak gerekir:

  • Zulüm yaptığını bildiği ve zulmün sürmesini istediği için destekleyen kişi: Haksızlığa bilerek destek verme sorumluluğu taşıyabilir.
  • Kişisel çıkar elde etmek için haksızlıkları görmezden gelen kişi: Menfaatini adaletin önüne koyduğu için ahlaki ve dinî açıdan ciddi bir sorumluluk üstlenebilir.
  • Bilgi eksikliği veya yanıltıcı bilgiler nedeniyle destekleyen kişi: Bildikleri, niyeti ve ihmali ölçüsünde değerlendirilir; bilerek destek veren kişiyle aynı durumda değildir.
  • Adayların hepsini sorunlu gören ve zor bir tercih yapmak zorunda kalan kişi: Tercihi, mevcut seçenekler, amaç, beklenen sonuçlar ve kişinin imkânları dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla yalnızca bir kişiye oy vermiş olmak, tek başına o kişinin bütün günahlarının seçmene yükleneceği anlamına gelmez. Fakat bilerek zulmü desteklemek de önemsiz bir tercih değildir.

3. yönetici zulmederse halk da sorumlu mudur​

Kur'an'daki ilkeler, insanın kendi tercih ve davranışlarından sorumlu olduğunu gösterir. Bir yönetici kendi zulmünden sorumludur; onu bilerek destekleyenler de kendi katkılarından sorumlu olabilir. Bunun derecesi, kişinin ne bildiğine, ne amaçladığına ve ne yaptığına bağlıdır.

Burada önemli bir ayrım vardır: Bir yöneticinin seçilmesine oy vermek ile onun yaptığı her haksızlığa bilerek yardım etmek aynı şey değildir. Sorumluluk değerlendirilirken bu fark korunmalıdır.

4. müslüman seçmen nasıl davranmalıdır​

Müslüman bir seçmen:

  • Adayları yalnızca dinî kimlikleri veya söylemleriyle değil, icraatları ve dürüstlükleriyle değerlendirmelidir.
  • Yolsuzluk, zulüm ve hak ihlalleri hakkındaki iddiaları güvenilir delillerle araştırmalıdır.
  • Kişisel çıkarını adaletin önüne koymamalıdır.
  • Haksızlık gördüğünde hukuka uygun yollarla itiraz etmeli ve mağdurların haklarını gözetmelidir.
  • Bir siyasi lidere bağlılığını adaletin ve ahlaki ilkelerin üzerinde tutmamalıdır.

​

İslam'da ölçü, bir yöneticinin hangi kimliği taşıdığı değil, adalet ve ahlak ilkelerine nasıl davrandığıdır. Bir Müslüman, bir yöneticinin zulmünü bildiği hâlde bu zulmün devam etmesini isteyerek onu destekliyorsa ciddi bir dinî ve ahlaki sorumluluk altına girebilir. Ancak belirli bir seçmenin günahkâr olup olmadığı hakkında kesin hüküm vermek için şartları, niyeti ve bilgisi bilinmelidir.

Adalet konusunda temel ilke şudur: Hiç kimseye duyulan bağlılık, zulmü haklı çıkarmamalıdır.
 
Nihilist bir penguenden islami paylaşımlar gördüğümüz şu günün ileri ki saatleri bakalım ne gibi süprizler çıkaracak karşımıza.:saskin2:
 
Kuran'ın bu konuda ne demesinin hiçbir önemi yok. %100 doğru söylüyor bile olsa insanlar okumuyor, araştırmıyorlar. Kendini belli bir seviyeye kadar geliştiremeyen insan o saatten sonra sadece hiyerarşik bilgiye sahip oluyor. Yani hiyerarşik bilgiden kasıt anadan, babadan, eşten dostan duyduğun ve muhtemelende yalan yanlış bilgiler.

Şimdi kuran diyor ki;

Hûd suresi, 113. ayet:

“Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur...”

Şimdi bu konuyu bir ele alalım. Benim dediğim gibi kendini geliştirmemiş bir insan hiyerarşik bilgisi ile zulüm eden kişinin zulüm eden kişi olduğunu anlamaz. Hatta o kişiyi kafasında adeta tanrılaştırır. Ona gelen kötü yorumlar mantıklı daha olsa bilinçaltı bunu kabul etmez, reddeder. Kişi gene bildiği şekilde hiyerarşik bilgisine devam eder.

Demem o ki dinler tarihi sadece İslamdan ibaret değil. Ondan önce ki semavi dinler ve hatta daha önce ki ilkel dinlere kadar dayanır. İnsanoğlu anlam veremediği her şeyin arkasında daha büyük bir güç arar. Bunun dışında da ölümün bilinci ölümü kabullenemez ve ölümden sonrada bir yaşamın olduğuna inanmak ister. Bu yüzdendir ki insanoğlu her döneminde kendine bir din yada tanrı bulmuştur. Her dinin temelinde olan ahlak, emirler, korkutucu vaadler bile insan oğlunun rehberi olamamıştır.

Son Feci Bisiklet müzik grubunun harika bir parçasında bir dörtlük paylaşmak isterim;

Dostum sen de ne hızlı ne yavaşsın
Ne önder ne yandaş ne de arkadaşsın
2000 yılda pek de bir yol almamışsın
Bunun ne anlamı var, bana anlatır mısın?

Evet miladdan sonra 2000 yılda bile pek bir yol alamamışız bunun bir anlamı yok arkadaşlar. Benim görüşümde bu kadar.
 
Felsefi sahalar.
Zalim neye göre mesela
Halk sağlığını riske eden sokak köpeklerini toplatan yöneticiye zalim diyen olabilir. Benden olmayan ölsün zihniyetine sahip biri, kendisinden olmayana yapılan zulmü pedagojik, sosyolojik gerekçelerle zulüm olarak gormeyebilir . Afganistan'daki zulüm limitleri ile Danimarka'daki zulüm limitleri aynı değildir. Aynı olmadığı gibi hangisinin mutlak doğru olduğunun evrensel bir karşılığı da yoktur.


Bundan ziyade demokrasi tartisilabilir
 
Geri
Üst