İsmail Türüt; sesiyle Karadeniz yaylalarını titreten, hızıyla horonu ışık hızına yaklaştıran, bakışıyla da “burada şimdi bir şeyler söylenecek” hissini daha ilk saniyede veren insandır. O ses tonu var ya, meteoroloji bile “bu rüzgâr doğal mı, yoksa Türüt mü çıktı?” diye rapor yeniler.
Sahneye çıktığında fizik yine rahat durmaz: Tempo artar, yer çekimi horoncular için geçici olarak askıya alınır. İsmail Türüt, bir yandan türkü söylerken diğer yandan evrenin ritim ayarlarıyla oynayabilen; Karadeniz’i müzikle değil, müziği Karadeniz’le açıklayan nadir vakalardandır.
Kısacası kendisi, “bir daha” dendiğinde şarkıyı değil enerjiyi başa saran; tulumu olmasa bile sesiyle fırtına çıkarabilen, dünya üzerinde eşi benzeri zor bulunan folklorik bir doğa olayıdır.
Sahneye çıktığında fizik yine rahat durmaz: Tempo artar, yer çekimi horoncular için geçici olarak askıya alınır. İsmail Türüt, bir yandan türkü söylerken diğer yandan evrenin ritim ayarlarıyla oynayabilen; Karadeniz’i müzikle değil, müziği Karadeniz’le açıklayan nadir vakalardandır.
Kısacası kendisi, “bir daha” dendiğinde şarkıyı değil enerjiyi başa saran; tulumu olmasa bile sesiyle fırtına çıkarabilen, dünya üzerinde eşi benzeri zor bulunan folklorik bir doğa olayıdır.