Evde ekmek bitince ekmek almaya gönderilen o seçilmiş kişi; aile meclisinin sessiz kahramanı, mutfak diplomasisinin en tehlikeli elçisidir. Kapıdan çıktığı an, sanki büyük bir görev için Antarktika’ya gönderiliyormuş gibi hisseder; çünkü market yolu bir yürüyüş değil, epik bir sınavdır. Cebinde cüzdan, elinde poşet, omzunda ise “bütün aile umudu” yükü taşır. Bir göz açıp kapayıncaya kadar kaybolur, çünkü market koridorları, labirentten farksızdır ve fişin doğru şekilde alınması, diplomatik bir başarı sayılır. Kısacası, ekmek almaya gönderilen kişi; sıradan insan değil, evrenin adaletini sağlamakla görevli, küçük kahramanlıktan epik trajediye uzanan, market destanlarının yaşayan simgesidir.