Chen

🇵🇸
Forum Sorumlusu
Katılım
9 Ocak 2020
Mesajlar
48,944
Çözümler
4
Tepki puanı
15,413
Puanları
113
Konum
.
Cinsiyet
Kadın
Seni boşuna mı seviyorum sanıyorsun?

Biz, Kalûbelâda beraber değil miydik?

Ben o günü hatırlayamıyorum.
Sen de hatırlayamazsın.
Ama mutlaka yan yana idik.

Tanrı buyruğuna beraber baş eğmedik mi?
Evet demedik mi?

Çünkü sensiz eksik oluyorum.
Yarım oluyorum.

Biz, birbirimize Kalûbelâda vurulduk.

Peteng Kalası önünde Hakanın buyruğunu hatırlıyor musun?
Atlarımızı dört renge ayırıp yağıyı dört yönden kuşatmıştık.

Biz al atların bulunduğu safta yan yana idik.

Hiç unutmadım; doğudan esen hafif bir yel, san saçlarını ve börkünün yumuşak tüylerini dalgalandırıyordu.

Saçlarını o günden beri seviyorum.

Ağladığın zaman hep Ergenekon’u hatırlarım.
Ergenekon’u unutmak istemiyorum.
Hatırlamak için de seni ağlatmak mı gerek?

O günün aşkına beni bağışla;
su gibi akan kan aşkına,
alınan, doğranan erler aşkına,
geçit vermez dağlar ve bereketli soyumuz aşkına
beni bağışla.

İlteriş Kutluğ Kağanın buyruğuna ilk uyanlar biz değil miydik?
Kurt başlı tuğlar altında yüce dağlardan geçitleri seyrediyorduk.

Kartalca hür olmanın tadını birlikte tatmadık mı?

Çoğalıp acuna yayılmaya gök kılıçlar üzerine andımız var.
Nispetsiz cenkler içre gösterdiğimiz erlik ile kavuştuğumuz dileğe hamdolsun.

Bugün gülüşlerini özledim.

Güldüğün zaman bembeyaz dişlerin görünür; güzel yüzünden her tarafa dolunay ışıkları yayılır.

O zaman eşsiz bir toy olur ki;
Dedem Korkut gelir, boy boylar, soy soylar,
bize kutlu adlar koyar, alkış verir.

Geçmişteki cümle toylarda beraberlik,
geleceğin büyük toylarında da beraberliğimiz için
gel Tanrı’ya yakaralım.

Neydi o Cuma sabahı?

Üstümüzde beyaz dua bulutları dolaşıyor,
Çağrı Beğ’in oğlu bu dua bulutlarından örülü bir kaftana bürünüyordu.

Alınlarımız yağız yere değdiğinde
Tanrı’dan gayrısına kulluk etmemenin sevincini
sen de duymuyor muydun?

Bin yıl önce secde ettiğimiz bu toprakta beraber ölelim.

Sen İstanbul gecelerini iyi bilirsin.

İstanbul’da gece oldu mu yıldızlar Boğaz’ın sularına düşer.
Ay güzelse, yıkanmışsa, saçlarını taramışsa,
gönlünde yedi kat mehterin bestesi varsa öyle doğar.
Değilse hiç görünmez.

Biz bu Ay’ın, bu yıldızların altında
gümüş tekneli gemileri dağlardan çekmedik mi?

O gece omuzlarımızda açılan halat yaraları çoktan geçti.
Ama o yaraların doyumsuz sızısını şimdi yüreklerimizde saklıyoruz.

Arada bir ağlamaya muhtaç mıyız ne?

Bilir misin; biz yerin ve göğün paylaşamadığı kutlu kişileriz.
Bizi acunda toprak, gökte uçmak çağırır.

Ey toprak!
Ey uçmak!

Can istedin vermedik mi?
Kan istedik vermedin mi ki
ellerimizi arkamızdan bağlayıp,
gözlerinin feri sönmüş insancıkların önünde
boynumuzu ipe veriyorsun?

Biz erce ölmeyi herkesten iyi biliriz.

Birazdan ışıklar yanacak sevdiğim.
Varsın karanlık olsun.

Aynı göğün altındayız ya…
Nabızlarımız birlikte vuruyor ya…

Güzelliğini, doyumsuzluğunu, ebediliğini biliyorum.
Bu karanlığın ortasında karıncaların kıskanacağı bir gayret içindeyim.

Biliyorum ki ışıklar yandığında,
bir daha çözülmemek üzere
ellerimiz birbirine kenetlenecek
ve acunda bizim töremiz işleyecek.

Seni boşuna mı seviyorum sanıyorsun?
 
Üst Alt