
Dünyanın en eski tamamen işlevsel astronomik saatlerinden biri olan “Astronomik Saat Kulesi”, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti ve en güzel şehri Prag’ın en önemli tarihi ve turistik cazibe merkezlerinden biri.

Dünyadaki birçok astronomik saat gibi, ünlü bu Prag örneği de astronomik bilgileri görüntülemek için özel olarak tasarlanmış bir mekanizma. Orloj adıyla da bilinen saat, güneş, ay, zodyak takımyıldızlarının ve bazen de diğer gezegenlerin göreceli konumlarını göstermesiyle ilgi görüyor.

Saat yüzünün ana sabit arka planı, onu okuyabilen herkes için bol miktarda bilgi içeriyor. Arka planın en dıştaki halkasında, eski Çek zamanını temsil eden bir dizi glif var. Merkeze yaklaştıkça bir dizi Roma rakamları görülebilir. Bunlar, çoğu geleneksel saat gibi, 24 saatlik zamanı göstermek için kullanılır.

Ana plakadaki çeşitli mavi ve kırmızı tonların her biri gün doğumu, gündüz, gece vb. olayları ve ayrıca tropik ve ekvatorun konumu gibi çeşitli coğrafi bilgileri içerir. Dünya veya gözlemcinin konumu kadranın tam ortasında bulunur. Hem özellikleri, hem hikayesi hem de görkemli mimarisiyle Prag’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri diyebilirim…

Prag Eski Kent Meydanı‘nı süsleyen Astronomik Saat Kulesi’nin hikayesi bundan 600 yıl öncesine kadar uzanıyor. Saat hakkında en iyi bilinen efsane, saatin mimarı olan Mikuláš of Kadaň‘ın saati tamamlamasının ardından Meclis üyeleri tarafından gözlerinin kör edilmesi.
Mikulas’ın zanaatkarlığının itibarı öyle bir üne sahipti ki her biri muhteşem bir astronomik saatle kendi şehir meydanına sahip olmak isteyen birçok yabancı ülke tarafından tanınıyordu. Mikulas, şaheserinin planlarını kimseye göstermedi, ancak Prag’ın tam kalbinde yaptığı bu saatin ardından Meclis üyeleri, Mikulas ın başka bir ülkede benzer veya daha iyi bir saat yapabileceğini düşünüyordu. Alınan bir kararla ünlü mimarın gözleri kör edilmiş, böylece Prag dünyanın tek görkemli astronomik saatine sahip olmuştu

Gözlerini kaybeden ünlü mimar Mikulas aklını yitirme durumuna kadar gelmişti, bir yandan intikam almak istiyor, bir yandan da hayatına bu şekilde devam etmek istemiyordu. Nitekim mimar, bir gün saatlerin dişlilerini kurcalayarak saati bozmuş ve intikamını almış. Hemen sonrasında hayatına son vermişti. Mimar, bunu yaparken de saati lanetlemişti. Saati düzeltmeye çalışan herkes ya delirir ya da ölürmüş.
